ayn.d

Bir çeşit özdenetim, yani ‘tutkunun kölesi’ olmaktansa kaderin sillesinin kopardığı duygusal fırtınalara dayanabilme, Eflatun’dan beri yüceltilen bir erdemdir.Bunun eski Yunanca'daki karşılığı olan sophrosyne, Yunanca uzmanı Page DuBois’nın yorumuyla, “kişinin hayatını özenle ve akıllıca yaşaması; ahenkli bir denge ve bilgelik” anlamına gelir. Romalılar ve eski Hıristiyan kilisesiyse buna temperantia, yani dengeleme, duygusal aşırılıkları sınırlama demiş. Amaç, duyguları bastırmak değil, dengedir: Her duygunun kendine özgü bir değeri ve önemi vardır. Tutkusuz bir hayat, yaşamın kendi zenginliklerinden kopuk ve yalıtılmış, donuk, çorak bir kayıtsızlık âlemine dönüşebilir. Ancak Aristo'nun tespit ettiği gibi, makbul olan uygun duygudur, yani koşullarla orantılı biçimde hissedebilmektir.
Sayfa 89
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Akademik zekânın, duygusal yaşamla pek ilgisi yoktur. Aramızdaki en zeki insanlar gem vuramadıkları tutkuların, söz geçiremedikleri dürtülerin esiri olabiliyor; yüksek IQ’lu kişiler özel yaşamlarını hayret edilecek ölçüde kötü yönetebiliyor.
Kendini yatıştırma sanatı, temel bir hayat becerisidir.
Sayfa 90
Ancak ne hissettiğini kelimelere dökebilirsen o senin olur... Hisleri ifade edememek, onları kendine mal edememek demektir.
Sayfa 84
Gerçek duygularımızı fark edememek bizi onların insafına bırakır. Duygularını tanıyan kişiler, hayatlarını daha iyi idare ederler.
Sayfa 73