Din-ruh sağlığı ilişkisi hem nicel hem de nitel çalışmalarla incelenmeli, bunun da ötesinde çeşitli kuramsal denemeler yapılarak, empirik çalışmalar için kültürel yapıyı içeriden kavrayan çeşitli teorik çatılar geliştirilmelidir.
Dinin ruh sağlığı üzerinde nasıl bir etkide bulunduğu meselesi sadece ilahiyatçılar tarafından değil, psikiyatrlar, psikologlar hatta sosyologlar tarafından da araştırılmalıdır. Karşılıklı ön yargılar ortadan kaldırılacak, bilimsel bir bakış açısıyla insanın ruhsal yaşamında dinin yeri ve değeri meselesini önem verilmelidir.
Ruh sağlığı sadece psikiyatrik bir vaka olarak değerlendirilmemeli, bilakis bu mesele dini inançlar, dindarlığın yaşanma biçimi ve sosyo-kültürel değerler çerçevesinde çok yönlü olarak incelenmelidir.
Her ne kadar ülkemizde yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar, sosyo-ekonomik durum yükseldikçe dindarlıkta azalma eğilimi görüldüğünü ortaya koysa da, kanaatimizce bu husus tartışmaya açıktır.
Zenginler daha ziyade göze hitap eden dinsel faaliyetler içerisinde yer alırken, fakirler genellikle dinin duygusal ve manevi boyutuyla meşguldür. Buna göre gelir düzeyleri farklı olanlar dini hayatın değişik boyutlarında farklı tavırlar sergileyebilir.