Bizler, ululuğumuzu garantileyecek şeylerin daha sonradan geleceğini varsayarak ya da sınırsız zamanımız olduğunu düşünerek gelecek planları yapmaya çok fazla zaman harcarız. Oysa sahip olduğumuz tek şey, bugündür.
Zamanı gelmeden önce kendi kaçınılmaz sonumuzu dürüstçe kabullenebilseydik, önceliklerimizi çok geç kalmadan değiştirebilirim. Bu, bize sahip olduğunuz enerjiyi, gerçekten değerli olan şeylere harcamamız için bir fırsat verirdi.
Bizim toplumumuz ölümü, neredeyse inkar denebilecek düzeyde dışarıda bırakmıştır. Bu inkar, hem ölmekte olan kişiyi hem de onun ailesi ve arkadaşlarını böylesine kaçınılmaz olan bir şey karşısında tamamen hazırlıksız kılar. Hepimiz öleceğiz. Fakat ölümün varlığını kabul etmek yerine bunu saklamaya çalışıyoruz.