Cenâb-ı Allah bizi teselliden ayırmasın. Teselli eden dostlardan, hatıralardan, teselli lütfeden kitaplardan, deyişlerden, sözlerden, muhabbetlerden ayırmasın. Bizim esas itibariyle ilticamız ve talebimiz, ruhumuzun sükûnete, huzura, muhabbete olan ihtiyacıdır. Kalp ve ruh onu arar. Diğer nimetler ancak bu huzur olduğunda anlamlı hale gelir. Evlat da böyle, mal da ilim de hikmet de... Allah'ın (c.c.) lütfu, hidayeti, muhabbeti ve merhameti kalbe tecelli ettiğinde her şey anlam kazanır. Kaybettiklerimizin getirdiği üzüntüyü ve sıkıntıyı bile yine O'na sığınarak, O'ndan yardım isteyerek hafifletebiliriz. "Ya Rabbi, bu imtihanı bana verdin. Bilirim ki bu imtihandan başarıyla çıkmam gerekiyor.
Ama gereken desteği, himmeti, bilgiyi ve güzelliği de bana lütfet." demeliyiz.