Ayşenur Cihanger Uysal

Ayşenur Cihanger Uysal
Kuruntuların seni şeylerin özüne göre değil, görüntüsüne göre karar vermeye zorluyor.
Reklam
Kalbimize ağır gelen meseleleri Allah'a bırakmak yerine, kendi içimizde evirip çeviriyoruz. Adaleti biz tamamlayacakmışız gibi bir sorumluluk hissediyoruz. Peki sonuç ne oluyor? Daha iyi bir mümin değil, daha yorgun, Daha adil değil, daha kırgın, Daha güçlü değil, daha küskün bir insan oluyoruz. Çünkü bu yük bize ait değil.
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. (Müddessir, 6) Bir gün insanların yüzüne vuracağımız hiçbir iyiliği yapmayalım. Şayet yaptıksa da onu ardından dillendirmeyelim. Ne var ki, zamanla bu hassasiyet, kültürel alışkanlıklarımızın içine yerleşmiş; iyilik, karşılıksız bir arınma vesilesi olmaktan çıkıp, hatırlatılan, ima edilen, hatta yer yer bir baskı aracına dönüşmüştür. Oysa gerçek iyilik; yapıldıktan sonra unutulan, konuşulmayan, hesabı tutulmayan ve yalnızca Allah katında çoğalması umulandır.
Hira mağarasından iner inmez ne amcasına, ne dostlarına gitti... Doğruca evine, Hz. Hatice nin yanına yöneldi. "Beni örtün, beni örtün.." dedi. Titriyordu. Bu yöneliş, sadece bir korkunun değil, bir güvenin ifadesiydi. Resülullah Aleyhisselatu vesselam, yaşadığı o sarsıcı ânı ilk olarak eşine anlattı. Bu davranış, Onun zarafetini, edebini ve aile içindeki denge anlayışını gösterir. Çünkü o dönemde, toplumda "kadın" dinlenmezdi. Ama Allah'ın Resülü, insanlığın en büyük meselesini, vahyi ilk olarak bir kadına, Hz. Hatice'ye açtı. Bu, sadece bir "paylaşıma" değil, kadının manevi sezgisinin ,aklının ve vicdanın ne kadar kıymetli olduğunu ilan eden bir tavırdı.
Hayatın her dönemi birtakım zorlukları ve firsatları bir arada sunar. Varacağımız sonuç hangisine odaklandığımıza bağlıdır. Okumak için evinden ayrılıp öğrenci yurtlarında barınmaya çalışan bir genç için elbette psikolojik, ekonomik ve sosyal zorluklar söz konusudur. Fakat aynı zamanda bu dönem, onun için öğrenmek ve keşfetmek dışında hiçbir sorumluluğu olmadığından büyük bir firsattır. İnsanın sonraki hayatı büyük ölçüde gençlik yıllarında çizdiği rota üzerinde devam eder. Veya farklı zorluklarla karşılaşan biri odak noktasını doğru belirlerse o sıkıntıdan kendini eğitmiş ve tecrübe edinmiş olarak çıkar. Yeter ki umutsuzluk karanlığına teslim olmasın, kendinden ve Rabbinden ümit kesmesin. Bunlar beylik laflar değildir. Doğruluğunu test etmek için peygamberler tarihine bakmak yeterlidir.
Reklam