"Parasızlığın ne kadar umut kırıcı bir şey olduğunu, şimdiye kadar hep aklıyla bilmiş, böyle yaşayışında hiç denememişti. Yoksul insanların varlıklılarla neden aynı olaylar karşısında aynı düşüncede, duyguda, davranışta olamayacaklarını şimdi daha iyi anlıyordu. Yoksulluk umut kırıcıydı. "Umudunu yitiren her şeyi yitirmiş olur" sözü doğru ise yoksulların duyacakları bunaltının, hele çok sürer, hele başkalarının sorumlulukları da binerse ne kadar dayanılmaz hale geleceğini şimdi, bu eski arabanın diş gıcırtılarına benzeyen sesleriyle sarsılırken gerçekten anlıyordu."
"Dün gece düşümde bir alay sancağı önde, bando arkada, Orta Asya'ya doğru gidiyormuşuz. Ana yurda... Turan'a doğru... Dağlardan sayısız atlılar akıyor ovaya.. Hepsi de bizden, hepsi bizim atlılarımız..."
"Artık hayatı bırakmak, ölüme sığınmak gerekiyor. Kafama üşüşen karanlık düşünceler arasında bunaldım. Kurtuluşu ölümde arayacağım. Aşk... Ölüm... Ve milliyetime dokunan yaralar... Bu akıl almaz yenilgi..."
Serkan Hoca'nın çıkan bütün kitaplarını okudum. Hepsinin de tadı apayrı. İnsanın damağında kalıyor. Hayal dünyasının derinliklerine inmesi aynı zamanda bilimsel bilgileri bu kadar anlaşılır şekilde okurlara sunması çok güzel.
Bu kitaba gelecek olursak da kitap ikili ilişkilerde duyguları sinirbilimsel olarak açıklıyor. Yine çok güzel. İnsanları birbirine bağlayan şeyin ortak hikayeler, üzüntüler, mutluluk ve yaşanmışlıklar üzerinden kurulduğuyla ilgili müthiş bilgiler var. Dönüşen hislerin başka hislere dönüşüp evrilebilmesini bilimsel olarak da anlatmış.Yine ilk kez bu kitaptan öğrendiğim nice şey. Ve son olarak Serkan Hocam iyi ki yazıyor. İyi ki nöronlarında oluşturduğu şeyleri kitaplara yazıp bizim erişimimize sunuyor ki nöronlarımız gelişiyor, çoğalıyor ve sinaptik bağlantılar sayesinde kalıcı oluyor. Serkan Hocam siz hep yazın.