Malumdur ki biz birine "iyi" dediğimizde (etkilenme oranları kişiden kişiye değişmek üzere) onu kendimiz ve bu şehadete tanıklık eden herkes için idealize etmiş, örnek göstermiş, rol modeli yapmış oluruz. O halde konu ne benim ne de herhangi bir beşerin kişisel beğenisine bırakılacak kadar basit değildir. İyiliğin bir kıstası olmak zorundadır.
İnsanın yekdiğerine "çok iyi biri" derken, sadece kendine iyi davranılmasını hakikat ölçüsü olarak alması, sizce de hayret verici değil mi? Küçük bir çocukken dahi bana oldukça iyi davranan bir yakınımın başkasına yaptığı haksızlığı görmek içimi burkar, onun sevgi ve ilgisini, benim için utanılacak bir yük haline getirirdi.
Zekâ, bilgi ve ahlâk her zaman bir arada olmaz. Bir insanın dehası ve bilgisi, onun her yaptığının ve söylediğinin "iyi" olduğunu göstermez. Özellikle günümüzde insan ilişkilerindeki zarafet ve görgü kurallarının, ahlâkla karıştırılmasına da dikkat çekmemiz gerekir. İnsan bazen dış görünüş itibarıyla "görgülü" fakat karakter itibarıyla "kötü ahlâklı" olabilir. Bu ayrım, gerçek ahlâkı gözden kaçırmamak adına son derece önemlidir.