Günümüzde "özgüven" diye bir kavramdan bahsediliyor. İnanmış insan özgüvenden beri olamaz çünkü hep Allah'ıyla beraberdir. O'nun varlığını, yanında olmaklığını hep hisseden bir insan o özgüveni de hep taşır. Terk edilmemiştir, yalnız değildir, onun bir kimsesi, yardımcısı vardır. Dolayısıyla, tam da bu terk edilmemişlikten dolayı, İslam âleminde bir trajedi ve buhran da yoktur.
Bir zaman gelecek, insanlar büyük bir kıtlık içine girecekler ama bu kıtlık ne yiyecek ne içecek kıtlığı olacak. Bu kıtlık Tanrı'nın sözlerini işitme kıtlığı olacak.
Nadan bir dünya bu. Kalbimiz inciniyor, fark etmiyoruz. Fark ediyoruz, "Bir şey eksik," diyoruz ama o eksikliğin adını koyamıyoruz ve "Daha iyisini alsam acaba geçer mi?" diyerek tekrar maddeye dönüyoruz. Böylece uçurum büyüyor, boşluk iyice açılıyor.