Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu “kişisel gelişim” kitaplarının bağırıp durduğu” İstersen yaparsın!” sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. “İstemek” kavramı, “dilemekten ve hayallere dalmaktan” farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
Kimi sevdiğimiz, kiminle yola çıktığımız çok önemliydi. Bu bizi tanımlasın ya da tanımlamasın, ister kabul edelim ister etmeyelim bizi değiştiriyordu. Ama şu da bir gerçekti; seçme hakkı daima bizde; bende. Şu an damarlarımda dolaşan kesin bir hakikat vardı: Ben bunu seçmiyorum.