Nil ay

Sanırım farkında olmadan kocaman bi' bilinmezliğin içine düştüm. Ya da en başından beri farkındaydım her şeyin ve beni bu bilinmezliğe kendim ittim. Bunu bile bilmiyorum. Her şeyi öğrenip çökebileceğim en dibe çökmek istiyorum ya da bilinmezlikte kaybolmak. Bilmiyorum. Sanırım artık eskisi kadar güçlü değilim, ya da hiçbir zaman güçlü olmadım, bilmiyorum. Kulaklarımı kapamaya, her şeyi görmezden gelmeye devam mı etmeliyim, bunu yapmayı istiyor muyum bilmiyorum. Birisiyle kavga ederken ortamı terk eden ben değil miydim hep? Mesajlaştığım kişiyle tartışırken istemediğim bir şey olduğunda ne diyeceğini bile bilmeden engelleyen ben değil miydim? Ailemle her tartıştığımda kulaklığımın sesini onları duyamayacağım seviyeye gelene kadar yükseltmez miyim? Telefonum her zaman uçak modunda değil mi? Sorunlarımdan kaçarak kurtulmaya çalışıyorum. Kurtulabiliyor muyum bilmiyorum. Nereye kadar kaçacağım bilmiyorum. Ve korkuyorum ki artık kaçmayı da bilmiyorum. Kaçmaya çalıştığım tüm bu hisler beni boğuyor. Geçmişime üzüldüğüm için mi ağlıyorum, geleceğimi düşündüğüm için mi uyuyamıyorum, bilmiyorum. Etraf karanlık gibi ama sorunlarımı görmeme yetecek kadar aydınlık. Kendimi zifiri karanlığa hapsederek ve onları tamamen görmezden gelerek mi kurtulacağım bu histen, yoksa hepsini aşıp gün ışığına ulaşarak mı? Bilmiyorum. Aydınlığa ulaşacak gücüm var mı? Bunu bile bilmiyorum. İçimdeki hissin ne olduğunu bilmiyorum. Bu lanet olası bilinmezliğin içinde kayboluyorum. Bilinmezliğim bir bataklık gibi beni içine çekiyor ve artık çıkmak için çabalayacak kadar güçlü değilim. Bu pis bataklıkta, kendi bilinmezliğimde boğulacağım.