Süperegosu ile idinin arasındaki çatışmaların gerginliği yüzünden egusu muhtemelen daha uyanık ve yalıtımları daha güçlü olmaktadır. Düşünce eylemi sırasında egonun işe karışan bilinçaltı hayallerine, kararsızlık çabalarının dışavurumlarına gibi birçok şeye karşı savunma yapması gerekiyor. Gevşememesi gerekiyor hep savaşa hazır beklemesi gerekiyor. O zaman ego, odaklanmaya olan bu mecburiyeti ve yalıtımı gizemli yalıtım eylemleri ile destekler.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İsteride travmatik bir izlenimin bellek yitimine uğratmanın yani unutmanın mümkün olduğunu biliyoruz, saplantı nevrozunda ise bu sıkça mümkün olmaz, yaşanan unutulmaz; ama yalıtılmış gibi kalacak ve düşünce eylemi sırasında anımsanmayacak şekilde, üzerindeki aşırı heyecanından arınır ve çağrışım ilişkileri ya bastırılır ya da bölünür.
Aynı eğilim, nevrozda çok sık görülen, yapıldığında birbirleriyle çelişen çeşitli niyetlerin bir araya geldiği "tekrar etme" saplantısını da açıklayabilir. İsteğe uygun olarak vuku bulmayan olay tekrarlanarak olmamış yapılır bunun için tüm itici güçler bu tekrarlarda oyalanmak üzere gelirler. Nevrozun devamında travmatik bir olayı, birinci dereceden belirti oluşturan dürtü olarak olmamış saymak eğrimi dolar. Böylece savunmanın yeni ve motorik bir tekniğine veya burada az bir sapmayla söyleyebileceğimiz gibi bastırmaya bir göz atma imkânına kavuşuyoruz.
Saplantı nevrozunda çok acımasız bir süperego oluşmasının bir gerçek olduğu kabul edilebilir veya bu hastalığın temel ayırıcı özelliğinin libidonun regreasyonudur diye düşünülebilir ve süperegonun karakterinin de ona bağlanması denebilir.
Süperego özellikle sert ve sevgisiz olur. Ego, süperegoya itaatte yüksek vicdanlılık, acıma duygusu, titizlik tepkileri oluşturmakta yüksek yaratıcılık sergiler.