10/10
·542 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Afrika'nın kalbinden, Afrika gerçeğinden, geçmişinden karanlık bir kaosun güçlü bir yankısını sunuyor kitap bize.Din savaşlarının, köleliğin, ırkçılığın kol gezdiği topraklarda soylu Traore
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202426 okunma
Kendi yaralarını tedavi edememiş , kendini iyileştirmeyen insanlar bir araya gelip sağlıklı çocuk yetiştirip iyi bir aile kuramaz. Bu iyileştirme entektüel olmak zorunda değildir. Sevgisini samimiyetle gösteren, problemleri çözebilen kendisiyle barışık adamlar yada kadınlar başarırlar. Yoksa sabah akşam kitap okuyup güzel konuşma saçmalıktır. O kadar doktor - mühendis v.b okumuş kişiler bile ilişkiyi götüremiyorlar. Çünkü erkek ve kadınlar doğalarından koparıldı. Doğasıyla barışık kadın ve erkek başarılı olur.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Sa'd b. Ebû Vakkâs [radıyallahu anh] anlatıyor: Uhud Savaşı'nda, Neccâroğulları'ndan bir kadına, kocasının, babasının ve kardeşinin öldüğünü haber verdiler. Bunun üzerine kadın, "Resûlullah'a ne oldu? O nasıldır?" diye gidip önüne gelene sormaya başladı. "Ey falancanın annesi! Allah'a hamdolsun, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) senin istediğin gibi sağ ve selâmettedir" dediler. Kadın bununla yetinmedi ve, "Bana onu gösterin, görmek istiyorum" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber işaret edilerek kadına gösterildi. Kadın Allah Resûlü'nün sağ olduğunu görünce, "Sen hayatta olduktan sonra bütün musibetler bana kolay gelir" dedi. İbn Hişâm, es-Sîre, 2/99; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 4/47.
Din
Şöyle ki: Peygamberlerin müjdeleme ve uyarma hikmetine binaen gönderildiklerine "mübeşşirîn ve münzirîn" kelimeleriyle işaret buyrulmuştur. İnsanların ahirette, "Yâ Rabbi! Biz gafildik, bize doğru yolu gösterecek bir kimse yoktu, bu sebeple biz cehalet içinde kaldık, seni bilemedik, görevlerimizi anlayıp yapamadık" diye bahane şeklinde söz söyleyebilmelerine imkân bırakmama hikmetine binaen gönderilmiş oldukları da, "Li en lâ yekûne" ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. b)Müslümanların Allah Teâlâ'ya, Peygamber Efendimiz'e [sallallahu aleyhi vesellem] İtaat etmeleri, emirlerinde çekişmelerden, cedelleşmelerden kaçınmaları gerekir. Acaba niçin? İşte bunun hikmetini Kur'ân-ı Kerîm bildiriyor: وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin, sakın birbirinizle ihtilaf etmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz, rüzgârınız (kuvvetiniz) gider. Bir de tam manasıyla sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir" (Enfâl 8/46).
Haremeyn'in Gölgesi Düşen Haneler Hacı Evleri
B ir zamanlar hac, muazzam bir ibadet olmasının yanında, neredeyse ömrün içinden koparılıp alınmış uzun bir seferdi. Bugün birkaç valiz, birkaç resmî işlem ve saatlerle ölçülen kolay bir yolculuk gibi görünse de eskiden öyle değildi. Hacca gitmek, insanın evinden çıkarken ardına bir ihtimal de bırakması demekti: ya dönebilir ya da yolcuğuluğun şartları nedeniyle dönemeyebilirdi.
Yedikıta Dergisi - Sayı 214 (Haziran 2026)
Yedikıta Dergisi - Sayı 214 (Haziran 2026)