Bu gidişât maalesef muhabbetsiz imana, usülsüz mâlumata, edebsiz muamelâta dönüştü. “Dincilik”, dindarlığın yerini aldı. Son yirmi yılda maddî güç elde edildikçe takvâmız, yakînimiz, ihlâsımız artmadı. Aksine güç için, kâr için, makâm için haramları hafife almaya, nefsimizi din gibi görmeye başladık. Bu süreçte en çok yamulanlarımız en çok okuyanlarımızdan çıktı. İnançsız Batılı yazarları, filozofları önce eleştirmek için okumaya başlayanlar giderek onların fikirlerini esas almaya başladılar. Üzerine dinî söylem kılıfı giydirerek… Nitekim yazının başında bahsettiğim dindar arkadaş gibi pek çoğu için Vefâ hazretleri gibi meşhur sâlihleri yermek çok kolay iken, herhangi bir inançsız Batılı filozofa lâf söyletmek kolay değil.