... o bunu söylerken tepemizde korkunç bir gerekliliğin asılı durduğunu hissedebiliyordum; biz tam özgürlüğe ve mutluluğa kavuşmuşken kader tanrıçası gelip bizi birbirimizden ayıracaktı.
Ancak ara sıra, sayamayacağım kadar çok vesileyle, gece yatakta ya da sokakta ya da odaya girerken annem karşımda; güzel, etkileyici, alıştığım konuşması ve gülüşüyle; yaşayan herkesten daha yakın, bizim gelip geçici hayatlarımızı meşale gibi aydınlatıyor, çok soylu ve çocukları için bir mutluluk.
Yaşamı sevmekle birlikte ölüme alışmak da büyüyor, gelişiyor. Güzellikler kazanıyor. Bu sevgiyi nasıl rahatlıkla uğurluyorsam, yaşamı da o denli rahat, o denli güzel uğurlamalı.
Çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey. Hem öyle mikrop almakla değil, bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir. O zaman gücün varsa kurtar kendini.