• Sadakat,ihanet ve yalanın iç içe olduğu bir hayat.Emir ve Hasan çocuklarını beraber geçirdiği Afganistan artık eski Afganistan değil. Babalar bildikleri tanıdıkları babalar değil.Emir geçmişinden kurtulamaz ve günü geldiğinde ülkesine geri döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildir.Ögrendigi gerçekler onu kendini affettirmeye zorlar.Ama önce kendini affetmesi gerekir.Yeniden iyi biri olmak mümkün.
    Özetle şu "yalan söylediğinde birinin gercege ulasma hakkını çalarsın." Üzerine kurulu bir yapıt.
  • "Bazı anne ve babalar, çocuklarından önce ölmekten korkarlar."

    "Dünyada ki en büyük engel vicdansızlık ve merhametsizliktir."

    Farkında olun yeter tek istekleri bu.

    3Aralık Dünya Engelliler Günü
  • ASHES AND SNOW
    (KÜLLER VE KAR)

    Bu anda bana gelirsen,
    dakikaların saat olur,
    saatlerin gün,
    ve günlerin bir ömür olur.
    ...
    Fillerin Prensesine...
    Tam bir yıl önce kayboldum.
    O gün bir mektup aldım.
    Beni fillerle yaşamımın başladığı yere
    geri çağırıyordu.
    Lütfen aramızda bir yıldır süren
    sessizlik için beni bağışla.
    Bu mektup sessizliği kırdı.
    Sana yazacağım 365 mektubun ilki.
    herbir sessizlik günü için bir tane.
    Asla bu mektuplardaki kendimden
    fazlası olmayacağım.

    Bunlar benim kuş yolu haritalarım.
    ve bunlar doğru olacağını
    bildiklerimin hepsi.
    Herşeyi hatırlayacaksın.
    Herşey öncesi gibi olacak.
    Zamanın başlangıçında,
    gökyüzü uçan fillerle doluydu.
    Her gece gökyüzünde aynı yere yatıyorlardı.
    Ve bir gözleri açık hayal kuruyorlardı.
    Eğer gece yukarıdaki
    yıldızlara bakarsanız...
    bir gözleri açık uyuyan fillerin
    ışıldayan gözlerini görürsünüz.
    En iyisi bizi izlemeye devam edin.

    Evim yandığından beri
    ayı daha net görüyorum.
    İçime düşen tüm cennetlere bakıyorum.
    Ellerimle tuttuğum cennetler gördüm,
    fakat bıraktım.

    Tutamadığım sözler gördüm.
    Azaltamadığım acılar...
    İyileştiremediğim yaralar...
    Dökemediğim gözyaşları...
    Kederlenemediğim ölümler gördüm.
    Karşılık veremediğim dualar...
    Açmadığım kapılar...
    Kapatmadığım kapılar...
    ve yaşamadığım hayaller...
    Kabul edemediğim,
    bana sunulanların hepsini gördüm.

    Arzu ettiğim,
    fakat asla almadığım mektuplar gördüm.
    Olabileceklerin tümünü gördüm,
    fakat asla olmayacak...

    Hortumunu yukarı kaldırmış bir fil
    yıldızlara bir mektuptur.
    Balinanın suda sıçraması
    denizin dibinden bir mektuptur.
    Bu imgeler hayallerime bir mektuptur.
    Bu mektuplar sana olan mektuplarımdır.
    Kalbim pencereleri yıllardır açılmamış
    eski bir ev gibidir.
    Fakat şimdi pencerelerin
    açıldığını duyuyorum.
    Turnaların Himalayaların
    eriyen karlarının üstünde...
    yüzdüğünü hatırlıyorum.
    Deniz ayısının kuyruğunda uyumak...
    Sakallı fokların şarkısı...
    Zebranın havlaması...
    Kumun çıtırdamaları...
    Karakulakların kulakları...
    Fillerin egemenliği...
    Balinaların suda sıçraması...
    ve boğa antilopunun silueti...
    meerkat'in ayak parmağının
    kıvrımını hatırlıyorum.
    Gange nehrinde yüzmek...
    Nil'de gemi yolculuğu...
    Hatshepsut koridorlarında dolaşmayı ve
    birçok kadının yüzünü hatırlıyorum.
    Sonsuz denizler ve binlerce mil nehirler...

    Babalar ile çocuklar hatırlıyorum...
    ve tadı...hatırlıyorum...
    ve şeftalinin kabuğunu soymayı...
    Herşeyi hatırlıyorum.
    Fakat geride bırakılanları
    hiç hatırlamıyorum.
    rüyalarını hatırla...
    hatırla...

    Savanna fillerini daha uzun izledikçe,
    daha fazla dinledikçe,
    daha fazla açtıkça,...
    bana kim olduğumu hatırlatıyorlar.
    Koruyucu filler, doğa orkestrasının
    tüm müzisyenleri ile birlikte...
    çalışma isteğimi duyabilir mi?

    Filin gözlerinden görmek istiyorum.
    Adımları olmayan dansa katılmak istiyorum.
    Dansın kendisi olmak istiyorum.
    Eğer daha yakına gelir veya
    daha uzağa gidersen söyleyemem.
    Yüzüne baktığımda bulduğum
    huzuru özlüyorum.
    Eğer şimdi yüzün bana dönerse,
    kaybolduğunu sandığım yüzü
    tekrar bulmam belki daha kolay olur.

    kendimin.

    Tüy ateşe
    ateş kana
    kan kemiğe
    kemik iliğe
    ilik küllere
    küller kara
    Balinalar şarkı söylemiyor,
    çünkü bir cevapları var.
    Şarkı söylüyorlar,
    çünkü bir şarkıları var.
    Ne önemlidir,
    sayfada yazılı olan değil,
    Önemli olan,
    gönülde ne yazılı olduğudur.
    Haydi mektupları yak
    ve küllerini kara ser.
    Nehrin kenarında,
    bahar geldiğinde ve kar eridiğinde
    ve nehir yükseldiğinde kıyısına geri dön.
    ve kapalı gözlerinle
    mektuplarımı tekrar oku.
    Bırak kelimeler ve imgeler vücudunu
    dalgalar gibi yıkasın.
    Ellerinle kulaklarını kapa
    ve mektupları tekrar oku.
    Cennet müziklerini dinle.
    sayfa, sonraki sayfa, sonraki sayfa...
    Kuşun yolundan uç.
    Uç...
    Uç...
    Uç...

    Gregory COLBERT
  • Annelik doğal bir süreç taşırken babalık sonradan eklenen,eğer üzerinde durulursa ciddiyet kazanan bir durumdu ve babamın buna vakti yoktu.
  • Mümkün olduğu kadar çok insana ulaşması temenisiyle!
    Kapitalizmin ayin günlerinden olan ve tüketim toplumunun iştahını artıran indirimli günler hep olagelmiştir;
    -babalar günü
    -anneler günü
    -sevgililer günü
    -yılbaşı vesaire ...
    Son zamanlar da abd menşeli bir kutsal gün (!) olarak black friday (kara cumâ) diye adını koydukları gün ismini de, bugüne özelmiş gibi çağdaş köleliği sindirmiş yığınların tüketim şölenini de hep beraber protesto edelim!
    Temel ihtiyaç maddeleri dışında alış-veriş yapmayalım ...
    Kapitalizme ve onun oluşturduğu modernist yaşama da prim vermeyelim ...
  • O zaman bugün babalar günü olsun:)))