En çok şöyle Tünel’de Refik’in meyhanesine girip, bir köşede seni görmeyi, bir köşede 25 yıllık tanıdık bir alkoliği görmeyi, Arnavutköy’de yokuşu inmeyi özlüyorum.
Yaş mı, baş mı, içinde bulunduğumuz koşullar, dağılmışlığımız mı, bilmiyorum, duyarlılığı artırıyor. Bir gözyaşları eksik. Belki o da var, için için akıyor.
Yayımcılık konusunda kompleksleri olan biri olsam, “Sabotaj” diye bağırmam gerekirdi. Ama böyle komplekslerim yok, “Eşşoğlueşekler” diye bağırdım sadece.