• ...
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları…
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim.” diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin…
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    ...
  • "En alt kimlik olgusu olan aileden yukarıya uzanan kimlik şemsiyeleri sıralaması, psikososyal açıdan destekleyici ve koruyucu önem arz ederken bir kişi eğer bu tabii kimlik benimsemesini görmezlikten gelir de iradî bir kimlik tercihi olan grup üyeliğini daha üste çıkarırsa yani grup için ailesini, akrabasını, vatanını, milletini, dinini ikinci plana iterse buna uzun süre dayanamayabilir. Tutunduğu en güçlü dal olan grup üyeliğinden bir şekilde dışlandığı zaman bu eksikliği olanca şiddetiyle hisseder. Çünkü esas benimsemesi gereken tabii kimlikler, kişiliğinde ve sosyal ilişkilerinde yeterince yer etmemiştir."
  • Laia Asie Odo
    698-769
    Bütün olmak parça olmaktır;
    gerçek yolculuk geri dönüştür.
    Düşte zaman yoktur, süreklilik tümüyle değişmiştir. Mit ve efsanede zaman yoktur. Masal 'Bir zamanlar' derken hangi geçmişten bahseder? Böylece gizemci, mantığıyla bilinçaltını yeniden birleştirdiğinde her şeyin tek bir varlık olduğunu görür ve sonsuz geri dönüşü anlar.
    "Daha az mükemmel ama daha insanca bir yaşam kurmaya gidiyorlar." der Nikolas Berdyaev.
    Anarşist dünya (Anarşi: başsızlık-Yunancada arche: baş, başat;ana-öntakısı ise olumsuz iyelik, - sız,- siz demek), bir yandan da "şeyleri " mal ve müzikleri olmayan anlamına geliyor.

    Mülksüzler benim Ursula ile ilk tanışma kitabım oldu. Tamamen bilim - kurgu tarzda yazılmış olabilir ama yaşadığımız çağı ironik tarzda ele almış.Kitap dispotik bir o kadar da ütopik. Tabi benim için bunların çok ötesinde bir kitap. Üzeinde fazlasıyla düşünebileceğiniz bir kitap. Yazarın müthiş bir hayal dünyasında kaybolup gidiyorsunuz. Anlatım akıcı olmakla birlikte yer yer akıcılığı bozan alışığın dışındaki kelimeler okumayı yavaşlatmakta ama bir çırpıda okunup bitecek bir kitap. Kitabın hiçbir yerinde yavan anlatıma rastlanılmıyor bu da yazarın mükemmeliğini ortaya koymakta.
    Az da olsa metofarlardan da yararlanarak yaşadığımız çağa farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Keyif alarak okudum, bir taraftan da hımm diyip evet, doğru bu. Kitabın hem tam merkezindesiniz hem de çok çok uzağındasınız,felsefenin tam da ortasındasınız. Bir tarafta sahip olunamayan bir hayat bir tarafta da mülkiyetçi zihniyet . Anarres ve Urras birbirinden tamamen farklı iki dünya. Anarres anarşist, Urras kapitalist sistemin birbirine zıt iki kutup .Anarres'teki anarşistler kıtlığı paylaşırkenn Urras (bu arada USA- SSBC nin kısaltmasıl.)Biz hangisinin içindeyiz. Dünya denen bu yerde mülkiyet, sahiplenmek bireyin olmazsa olmazı durumu. Doğanın insanlara bahşettiği sonsuz kaynak, Odocuların mülkiyet anlayışından kaçıp gittiği yeni bir yaşam modeli. Odoculuk bir felsefe, bir yaşam tarzı. Herkes birbiri için var ve varlıkları bir başkası için yeniden bir yaşam olmakta. Bebekler dünyaya getiriliyor ama sütten kesilince  başka bir yerde ebeveynsiz yaşama,  tek başına; biri tarafından sahiplenilmeden var olmak. Burada yazar bu metefor ile hayvanlardaki içgüdüsel yaşamı yeni yaşam merkezine taşımakta. Besle, bir zamana kadar büyüt ve senin olmayacakmış gibi doğaya yani yuvaya geri bırak. Uzmanlık var ama ihtiyaç duyulduğu anda başka alanlarda da faydalı olabilmek için çalışmak zaruri. Toz, kuraklık, sınırlı sayıda yiyecek, sana ait olmayan mekan, iş, çocuk. Emek kiminse hak herkesin.
    Bizler büyütülürken daima 'iyelik eki ve birinci tekil şahıs ekinin' yaygın olduğu cümle kurulumuyla istek ve taleplerimizi ifade ettik. Mesela, 'ellerim acıyor' değil, 'eller bugün bana acı veriyor.' sana ait olan organın sana ait olmuyor burada. Onlara asla sahip olmamanız gerekmekte.
    'Bu benim, şu da senin' yerine , 'bunu ben kullanıyorum , şunu da sen' paylaşmanın cümle kurgusundaki mükemmelliği. Bilinçaltı toplama kampında bu şekilde kurulan cümleler 'sen sana ait değilsin mesajı vermekte.
    Sahiplenmemeyi en güzel anlatan iki güzel insanın şiirine  yer vermek istiyorum. Umarım okursunuz
    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    Senin onu sevdiğinden…
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları…
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim.” diyeceksin.

    Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin…
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

    Can YÜCEL

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
    Çünkü ruhlar yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
    Halil Cibran
    Farklı ülke, farklı zaman, farklı yazarlar ama verilmek istenen mesaj aynı. Biri bilim-kurguyu araç edinirken diğeri felsefeyi araç edinmekte, bir diğeri ise edebiyatın imgesel anlatımını araç edinmiş. Yuvaya yani öze dönüşün kadim bilgeliğini onları okuyanlara bu şekilde vermekte. Keyifli okumalar dilerim.
  • Merhaba 1K ailesi :)
    "Bağlanmayacaksın" şiiri Can Yücel'e ait diye biliyorum ama bazı kaynaklar şiirin anonim olduğunu yazıyor. Detaylı bilgisi olan var mı?
  • Baglanmayacaksın bir seye öyle körü körüne
    O olmadan yaşayamam demeyeceksin
    Demeyeceksin iste,yaşarsın çünkü