ŞİFAYA VÂYE GÜNLÜKLERİ
Öyle bir zamanda yakacaksın ki gemileri,
deniz bile susup bakacak cesaretine.
Ne sağ kalacaksın o eski halinle,
ne de bugüne kadar sarıldığın bahaneler kurtulacak senden.
Çünkü bazı vedalar, kaçış değildir…
bizzat kendine varıştır.
Yüzünü güneşe çeviren çiçekler gibi,
baharı işleyeceksin hücrelerine—
inatla, usul usul, geri dönmeden.
Ve anlayacaksın;
kalışın bir anlam taşımıyorsa artık,
gidişin bir zaferdir.
Sessiz ama sarsıcı bir ilan gibi:
“Ben buradaydım… ve kendimi seçtim.”
~Demet 🌿
Çocukluğundan beri, çalışmak için her zaman sessizliğe ihtiyaç duymuştu. O yaşlarda bile, odasında ders çalışırken, tüm ev halkı neredeyse parmak uçlarında yaşardı. Nasıl da titrerlerdi üzerine! Arkadaşlarının ısrarlı oyun çağrılarını her defasında reddeder, çeşitli bahaneler uydururdu. Zaten bir süre sonra onlar da çağırmaz olmuştu.
Uzun yıllar sonra geriye bakıp o günleri düşündüğünde, bu davranışının nedenini apaçık anlamıştı. Evde kendisinden beş yaş büyük abisini, herkes tarafından övgüyle bahsedilen, okulda parmakla gösterilen abisini ki ona gösterilen bu ilgi müzik ve spor alanındaki başarılarından kaynaklanıyordu. Derslerindeki durumu vasatı geçmezdi. Alt edebileceği tek alanın okul başarısı olacağını düşünmüş, o da kendini okumaya vermişti.
Yarasaların gören gözlerden ırak hayatları vardır. Karanlıkta yön tayini, geceleri uçmak, ayaklarından asılıp sarkarak hayata tersten bakmak, biraz da yukarıdan... Kitaplara düz ve düzgünce bakan, mantık silsilesine uygun hareket ederken onlara ters ters bakan da okumamak için şık bahaneler bulurken sadece seyretmenin keyfine varır. Der ki: Büyük ve eski kütüphanelerdeki gizemli karanlığı severim. Böyle mekânlar, yarasaların yuva yaptığı loş mağaraları andırır. Devasa bir kütüphanem olsa da onun labirentvari koridorlarında kaybolsam keşke.
"Bizim uğrumuzda gayret gösterenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir." (Ankebut 29/69)
"Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder." (Talak 65/3)
Bu âyetler aslında mümine hayattaki en önemli mesajlardan birini veriyor: Sen Allah için bir adım at, Allah senin için yollar açsın. Sen vesile ol, Rabbimiz neticeyi halk etsin. Müminin görevi çare aramak, Allah'ın vaadi ise çareyi yaratmaktır.
Şuurlu mümin şunu bilir: Şimdilik imkânsız gibi görünen durumlar bir gün mümkün olabilir. Şimdilik kapalı olan kapılar bir gün açılabilir. Hem açılmasa, hep kapalı kalsa bile "Rabbimizin bunda kim bilir ne hikmetleri vardır, belki de böylesi benim için daha hayırlıdır" diye düşünür.
Şuurlu mümin, Allah'ın emirlerinden taviz vermek için bahaneler aramak yerine Allah'ın emirlerini gerçekleştirmek için çareler arar.
Bahane arayan nefsini ikna eder; çare arayan Rabbini memnun eder. Bahane insanı yerinde saydırır; çare ise insanı yürütür, hatta koşturur.