Otuz yaşına kadar dahiliye kaleminde çalışmış olan Ali Rıza Bey dürüst, namuslu bir memurdur. Annesiyle kız kardeşi 2 ay arayla ölünce İstanbul’dan soğur ve Suriye’ye gider. Suriye’den dönünce Anadolu’da çalışır. Kırk yaşına doğru evlenir. Görevi Trabzon dolaylarında iken bir kadının kaçırılması olayına adı karışır, haksız yere işten atılır. İstanbul’a döner, işsiz olduğu için eski öğrencisi Muzaffer, müdürü olduğu bir şirkette ona iş ayarlar. Aynı gün oğlu Şevket bir bankada memur olarak iş bulur.
Ali Rıza Bey’in Fikret, Leyla, Necla adında üç kızı, Şevket adında bir oğlu vardır. Oğlu Şevket çalıştığı bankada daktilograf olan “Ferhunde” ile evlenir. Ferhunde eğlenceye, giyime çok düşkün, üstelik dedikoducu biridir.
Gelin, Leyla ile Necla’yı da ayartır, onlar da eğlence, giyim düşkünü olur çıkar. Evde eğlenceler, çay partileri düzenlenmeye başlanır. Bu durum evdeki geçim sıkıntısını arttırmıştır. Zaten evden hoşnut olmayan Leyla ve Necla’nın kendi kafalarına uyan bir gelin gelince hoşnutsuzlukları iyice artar. Ev ikiye bölünmüştür. Evde sık sık kavga çıkmaktadır.
Geçim sıkıntısından ve kavgalardan bıkmış olan evin büyük kızı Fikret, bile bile birkaç çocuklu, yaşlı dul bir adamla evlenir. Böylece aile ağacının ilk yaprağı düşmüş olur.
Bir müddet sonra evin gelini Ferhunde evi terk eder. Zenginliğe ve giyime düşkün olan Necla ise zengin diye bir Suriyeli iş adamıyla evlenir. Adam alır kızı, götürür Suriye’ye. Suriye’de Necla kötü bir sürpriz ile karşılaşır. Adamın zaten birkaç karısı vardır. Hata ettiğini anlayan Necla kendisini kurtarmaları için ailesine mektuplar yazar durur. İkinci yaprak da böylece kopmuştur. Bu arada evin kişileri azaldığı, sıkıntıların arttığı için yaşadıkları büyük ev satılır, daha küçük bir ev alınır.
Evin oğlu Şevket sıkıntıları atlatmak