Yorgundum ancak bu fiziksel yorgunluktan çok daha fazlasıydı. Zihnim yorgundu. Beni tüketen kötü hatıralar peşimi bırakmıyordu. Kalbin yorgundu; öyle yıkıcı bir aşk yaşamıştım ki geçmişte, şimdi en ufak bir kıpırtı bile onu mahvediyordu.
Tekrar bir adama kapılıp kalbimin kırılması ihtimali bile dizlerimi titretiyor, kaldıramayacağım kadar ağır bir yük bindiriyordu omuzlarıma. Korkuyordum. Bir gün tekrar aşık olmayı ister miydim bilmiyordum. Belki bir gün sonuçları hakkında endişelenmeden birine kapılıp gidebilirdim. Ama o gün yakınlarda değildi. Tekrar birini sevmek için hazır değildim. Kalbim bir kez daha kırılmayı kaldıramazdı. Ben bunu kaldıramazdım.
Konuşmuyor oluşumuz beni rahatsız etmiyordu. Aramızda doldurulması gereken boş bir sessizlik yoktu. Aksine, onun varlığının öyle farkındaydım ki göğsümde çırpınıp duran kalbim beni utandırıyordu.
Bazen kendimi yaşlı bir kadın gibi hissederdim. Sık sık tükenmek üzere olduğunu düşünmüş, başaramayacağıma, herkesi hayal kırıklığına uğratacağıma inanmıştım. Şimdi o günlere dönüp baktığımda tüm o zorlukları aşabilmenin gururuyla dolup taşıyordum.