“Birinin yüreği üzerinde sahip oldukları güçle o yürekte kendi kendine serpilen yalın sevinç duygularını baskı altına alanlara lanet olsun,” dedim.
"Bütün hediyeler, dünyanın bütün iyilikleri bir an bile böyle bir insanın kendi yüreğinde duymak istediği, ama başkasının despot, kıskanç keyifsizliği tarafından engellenmiş olan bir sevinç duygusunun yerini tutamaz."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer günah sözcüğünü, yakınlarımıza zarar vermek olarak anlıyorsak tabii. Birbirimizi mutlu edemememiz yetmiyormuş gibi, yüreğimizin bize zaman zaman bağışladığı sevinci de birbirimizden esirgememiz mi gerekiyor?
Efkârlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden onu kendi başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan tek bir insan gösterin bana!
Bu efkâr, daha çok, kendi kişiliksizliğimizle ilgili içsel bir kaygı, kıskançlıkla iç içe, aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı bir aşağılık duygusu değil midir? Mutlu edemediğimiz insanların mutlu olduklarını görüyoruz ve buna dayanamıyoruz.
Güzel günlerin bu denli az ve kötü günlerin bu denli çok olmasından yakınıyoruz. Tanrı’nın her gün bağışladığı sevinçlerin tadını çıkarabilmek için her zaman açık bir yüreğimiz olsaydı kötülüklere dayanabilme gücünü de bulurduk.
Ey dostlarım! Dehanın selleri niçin yalnızca ender zamanlarda taşar; niçin yüksek dalgalar halinde üstünüze gelip şaşkın ruhlarınızı yalnızca ender olarak sarsar?