Kötülüğün Mitleriyle 19 farklı kültüre göre ‘’Kötülük’’ ve ‘’Kötü figürü’’nün bir nevi tanımını yapan mitleri okuyoruz. Amacım kötülüğün altındaki temel itkileri ve açığa çıkmasını sağlayan koşulları fark etmekti yani insan tam olarak neyin derdindeydi de tüm bunlar oluyordu.
Ön plana çıkan ortak itkiler; açgözlülük, bencillik, kibir ve hırs diyebiliriz ve fakat bunların dışa vurumu kültürden kültüre farklılaşabiliyor. Örneğin kimi kültürlerde kibir, açgözlülük, bencillikle cebren kötülük yapma söz konusuyken başka birinde yine benzer sebeplerle ''shape shifter'' diyebileceğimiz, bir nevi kuzu postuna bürünmüş kurt gibi hilekarlık, sinsilik, manipülasyon, yalan, kurnazlıkla kötülük yapıldığını görebiliyoruz. Tüm bunlar da esasında bize o kültürlerdeki insanların karakterlerinde ağır basan gölge yanları göstermiş oluyor.
Kötülük genelde üç şekilde gelişiyor: ya mitin en başından beri salt kötü olan bir figür var: mütemadiyen kötülüğe programlı gibiler ya iyi olarak bilinen, saygı duyulan ama kibir, bencillikle kötülükleri tetiklenenler var yaa da bir kötülüğün mağduru olup ezilen, hırs yapan ve eline fırsat geçince de kendisine yapılanın aynısını yaparak kötüleşenler var.
Zeminin bu kadar kaygan olduğu bir konuda kitabı okurken insan kendine şu soruları sormadan edemiyor: Örneğin içindeki kötü yanı teşvik eden veya tetikleyen bir unsurla henüz karşılaşmamış biri ya da genel anlamda iyi şeyler yapan ama çeşitli sebeplerle kötülük de yapabilen ya da yapmış olan ''kişi'', gerçekten iyi biri midir?
Yahut birinin birilerinden kötülük görmesi ilk fırsatta kendisinin de kötülük yapmasını meşrulaştırır mı? Diğer yandan birisinin insanlara karşı merhametini kaybedecek kadar ruhu zedelenirken diğer insanlar nerede?
Ve ben ve hayatımdaki insanlar tüm bu kötülüklerin
Her şeyin bir zamanı vardı. Hiçbir şey zamanından önce de sonra da olmazdı. Olması için çabalayanların gayretleri nafileydi. Bu doğanın kanunuydu. Vakti geldiğinde ise önüne geçmek mümkün değildi.
Burayı çok istiyordun ancak elde etmen kendini büyük gördüğün zaman değil, nefsini ayaklar altına aldığın zaman gerçekleşti. Zaferlerin en büyüğü nefse karşı kazanılandır.