Bir geleneği temsil etmek
Türkiyede Mevlevilik, diğer tasavvuf ekollerinin hepsinden daha ayrı bir yerde duruyor. Genellikle şehirli, kültürlü, dünyayı bilen, musikiye ve güzel sanatlara düşkün insanlardan müteşekkil bir yol bu. Ha böyle olunca, uygulamada, "geleneksel İslâm" tabir
edilen Müslümanlıktan ayrıldığı, yerler çok. Beş vakit namaz ve tesettür başta olmak üzere, İslâm'ın emirlerine fazlaca "kulak asmadan, dini yalnızca inanca ve sevgiye indirgeyerek, ibadeti "sema" pratiği çerçevesinde tanımlayan ve itikadi meseleleri felsefi yorumlara tabi tutan Mevleviler pek fazla. Dünyada farklı dinlere mensup insanların Mevleviliğe duyduğu sempatinin altında yatan esas sebep de bu. İşin garibi, bugün Mevlânaya atfedilen ve Mevlevilik felsefesinin adeta temeline yerlestirilen "Gel,ne olursan_ol, _yine gel..." seklindeki sözün, 1260'larin sonunda ölen İranlı şair Efdaluddin Kâşânfye ait olduğu da artık ortaya çıkmış durumda.