Geceye sığamayan bir sessizlik var odamda. Perdeler hafifçe kımıldıyor, rüzgâr sanki içimdeki fırtınayı taklit ediyor. Masa lambasının solgun ışığı, duvarlarda titreyen gölgeler bırakıyor; tıpkı içimdeki umut gibi zayıf ve ürkek. Saat tik tak ilerliyor ama ben yerimde sayıyorum. Kalbin uzakta, başka bir ritme akortlanmış; ben ise elimde kırık cam parçalarıyla seni bekliyorum. Parmak uçlarım üşüyor, gözlerim yanıyor. İçimden geçen tek cümle boğazıma düğüm oluyor: Sen başkasının filizine çürürken, ben sende kuruyan bir sonbaharım. Her nefes, biraz daha eksiltiyor beni..