Şeyda küçükoğlu, bir alıntı ekledi.
18 May 21:39 · Kitabı okuyor

...Tahsin Paşa ise tam 482 yıl boyunca Osmanlı şehri olan Selanik'i 1912 'de Balkan Savaşı'nda ,tek kurşun bile sıkmadan Yunanlara teslim etmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber OrtaylıGazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı
Disconnectus Erectus, Miskinler Tekkesi'ni inceledi.
10 May 13:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Reşat Nuri, ne yapmaya çalışıyor bu romanla? Toplumsal eleştiri mi? Meşrutiyet, Mütareke, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, İzmir’in işgali üzerinden toplumu tahlil mi? Bir insanın yaşama bakışındaki o umursamazlık, o sevgisizlikle, mühim olan şeyin merhamet olduğunu göstermek amacında mı?
Yanı başındaki zenginliğe rağmen kedilere verilen bir lokma ciğeri kapma yarışına giren halkı üzerinden, ekonomik adaletsizlik mi? Bütün bunları kendime soruyorum ve şu cevapla karşılaşıyorum: Bunların hepsi! Hem de eksiği var fazlası yok bir liste bu.

Koskoca bi imparatorluğun düştüğü zavallı durum! Ve buna sebep olan;

Basiretsiz siyasiler,
İş bilmez komuta kademesi .

Vatanın müdafaası yerine siyasetle uğraşan askerlerin koca imparatorluğu düşürdüğü vahim bi tablo.

Kendini hala büyük sanan ama gerçekte bütün gücünü yitirmiş hasta bi imparatorluğun düştüğü vahim tablodan günümüz Türkiyesi'nin alması gereken çok ama çok ders var. Yanlış balkan politikası ve sonuç ortada. Günümüz de ise yanlış Ortadoğu , Suriye politikası ve sonuç ortada: boşa harcanan milyarlarca dolar ve yüzlerce şehit. Ülke yönetiminde hayalperestligin ve gereksiz maceraların bizleri ne duruma soktuğunu hem tarihte yaşıyoruz hemde maalesef günümüzde. Allahtan yapilan tüm yanlışlar içinde şimdiye kadar yapılan tek doğru hareket zeytindali operasyonu. Zararın neresinden dönersek kârdir. Mutlaka bu kitabı bizi yönetenler okumalı !!!

M.Kenan Ademoğlu, bir alıntı ekledi.
08 May 07:14 · İnceledi

Hasta diye kireçlenip öldürülenler
Açlıktan yere yığılanlari kolera hastası sanıyorlar; adamın ölüp ölmedigini kontrol etmeden, kireç kaymağını üstüne serpiyorlar. Kireç göz çukurlarını yakıyor. Hayattan artık bişey bekleyemenlerin bu dehşeti bir dakika görmesi yeter !

Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von HochwachterBalkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter
M.Kenan Ademoğlu, bir alıntı ekledi.
08 May 07:00

Suç kimde?
Savaşı kaybeden TÜRK ASKERİ DEĞİLDİ KABAHAT sorumsuzca davranıp gerekli önlemleri almayan SORUMLU MERCİLERİNDİR.

Balkan Savaşları Günlüğü, Bogdan FilovBalkan Savaşları Günlüğü, Bogdan Filov
M.Kenan Ademoğlu, bir alıntı ekledi.
08 May 06:32 · İnceledi

İstanbul'daki yaralılar
Savaşın birinci aşaması taarruz gücünü kaybeden Osmanlılar için kapanmıştı . Böylesine kendine güvenen ,gururlu bi ordunun paramparça olmasının altında yatan nedenleri incelemek yerinde olur

Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von HochwachterBalkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter
M.Kenan Ademoğlu, bir alıntı ekledi.
08 May 05:49 · İnceledi

İlk sıcak temas
Her tarafta köyler yanıyor. Tüm cephede top gürlemeleri duyuluyor. Soğuktan donmuş, üstü başı ıslak yaralıların görünüşü de moral bozuyor. Cankurtaran yetmiyor. Yaralı tedavi yerleri yok .

Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter (Kültür Yayınları)Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter (Kültür Yayınları)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
 26 Nis 06:56 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Uzmanların tahminine ve onu yakından tanıyanların şahitliğine inanmak gerekirse, eğer Sultan Abdülhamid başta olsaydı, Osmanlı Devleti Balkan Harbi'nin çıkmasına izin vermez, hatta Birinci Cihan Harbi'ne girmez ve devletin ömrünü savaş sonrasına kadar uzatabilirdi. Girse bile, kendi deyişiyle Almanya gibi bir kara gücünün yanında değil, İngiltere, Fransa gibi bir deniz gücüyle ittifak yapmayı tercih ederdi. Kaldı ki, 31 Mart isyanı veya operasyonunun gerçekleştiği gün, Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa, bir Balkan ittifakı projesinin görüşmelerini yapmış olarak Bükreş'ten İstanbul'a geliyordu. Şehirdeki çatışmaları görünce kaçarcasına geri dönmüş ve Sultan Abdülhamid'in muhtemelen bir Balkan Savaşı'nı önlemek için attığı bu ciddi adım da sonuçsuz kalmıştı.

Daha da önemlisi, böylelikle yetişmiş insan kaynağı bakımından Cumhuriyet döneminde yaşanan ve etkisini hala hissettiğimiz cılızlığı yaşamazdık.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
26 Nis 06:35 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sultan Abdülhamid belki sıkı bir yönetim sergiledi; anayasa, parlamento, seçimler gibi siyasî enstrümanları işletmesine devrin şartları izin vermedi. Ama bir şekilde bu 33 senelik dönemi, tamamen değilse bile, büyük ölçüde hasarsız atlatmamızı sağladığı da bir gerçek.

Balkan savaşlarına, hatta Birinci Dünya Savaşı'na kadar iyi kötü onun zamanında korunabilmiş bir toprak bütünlüğü ile gelindi. Daha da önemlisi, bugünkü Türkiye'yi kuracak temel er, Sultan Abdülhamid'in iktidar döneminde atılmıştır.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan

Üsteğmen Kara Fatma
Fatma Seher Erden, 1888 yılında Erzurum'da doğru. Subay olan Ahmet Bey ile evlendikten sonra Balkan Savaşı'na katıldı ve askerlik hayatını eşiyle paylaştı.

Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde ailesinden dokuz-on kadınla birlikte cephede savaştı. Eşi Binbaşı Ahmet Bey, Sarıkamış'ta şehit olunca memleketi olan Erzurum'a geri döndü.

1919 yılında Mustafa Kemal Atatürk ile bizzat görüşebilmek için Sivas'a giden Kara Fatma, Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesine atandı ve burada göreve başladı.

Aldığı talimatlar doğrultusunda İstanbul'a giden Kara Fatma, silah ve adam kaçırma görevlerini tamamladı.

İzmir'in Yunan işgaline uğraması sonucunda İzmir'e geçerek savaşan Kara Fatma, 300'ü aşkın birliğiyle Birinci ve İkinci İnönü Savaşı, Sakarya Meydan Savaşı ve Dumlupınar Meydan Savaşı'nda boy gösterdi.

Büyük Taarruz'un ilk günlerinde esir düşse de kaçarak yeniden birliğinin başına geçti ve Bursa'nın Yunan işgalinden kurtuluşunda büyük rol oynadı.

Savaşın ardından Fatma Seher Hanım, çavuş rütbesiyle başladığı askerliğini üsteğmen rütbesiyle tamamladı ve emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay'a bağışladı.

Fatma Seher Hanım, 2 Temmuz 1955'te Darülaceze'de 67 yaşında hayatını kaybetti ve Kasımpaşa'da yer alan Kulaksız mezarlığına defnedildi.