!!! Biraz spoiler içeriyor, lütfen dikkatli okuyun. !!!
Bu kitapta Fitz artık sadece hayatta kalmaya değil, kendini geri kazanmaya çalışıyor. Her şeyden uzaklaştırılmış, yok sayılmış, neredeyse unutulmuş biri olarak başlıyor. Ama içindeki adalet duygusu ve sevdiği insanlara olan bağlılığı onu tekrar harekete geçiriyor.
Artık daha öfkeli, daha yalnız ama aynı zamanda daha kararlı biri var karşımızda. Krallık karışmış, taht tehlikede ve Fitz yine en çok bedel ödeyenlerden biri oluyor. Üstelik bu kez yalnız değil… Verity de kendi yolculuğunda, krallık uğruna ve sevdiği insanlar için geri dönüşü olmayan bir feda yoluna giriyor. İkisinin de hikâyesi, son kez ve temelli bir şekilde kendilerinden vazgeçişle kapanıyor.
Kitabın ismi gerçekten tam yerini bulmuş. Neredeyse tüm hikâye boyunca bir arayış, bir kovalamaca, sürekli bir hareket hâli var. Hem fiziksel hem de içsel bir yolculuk bu. Her adımda yeni bir sınav, yeni bir kırılma var.
Bazı anlarda “Bu kadar da olmaz” dedim. Çünkü ne zaman biraz nefes alacak gibi olsalar, hayat onları yeniden ezip geçiyor. Yavaş yavaş bazı insanlarca değer gördüğünü hissetmek güzeldi ama o değer gördüğü insanların gözünde de ya ölü kalması ya da yokluğa karışıp onlardan uzaklaşması beni gerçekten üzdü.
Kendi duygu ve düşüncelerim:
Seriyi üç kelimeyle özetle deseler yalnızlık, fedakarlık ve kaybetme derdim.
İlk kitapta bana en çok dokunan şey Fitz’in yalnızlığıydı.
Ama şimdi, bu macera boyunca içime iyice işlemiş ve büyümüş olan o yalnızlık,
son kitapla birlikte bende derin bir yara, devasa bir boşluk bırakarak gidiyor.
Eee… Bu da benim, böyle harika bir kitap serisiyle maceraya çıkmamın bir fedakarlığı olsun.