Herkes farklı biçimde gider Ne oldu o gitti? Sonuç: Ölüden farkı olmayan bir insana dönüştüm Şimdi acılar bağrımı yaksada seni unutacağım Pembe yalanlarına kanmayacağım Seni kalbimden söküp
Duygu ve Düşünce
Konuşsana biraz sen niye hiç konuşmuyorsun?
8/10
·160 syf.·
2026 10. kitabı
Gözde Atilla, kendi hayat hikayesinden yola çıkarak içedönük olmanın ne demek olduğunu özetleyen bir yazı hazırlamış ve yazısını özetleyen çok güzel de bir başlık seçmiş. İçedönük denilince
Kişisel Gelişim Psikoloji
Affedersiniz İçedönükGözde Attila · Doğan Novus · 2023279 okunma
Reklam
9/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Modern çağ filozoflarından Byung-Chul Han, “enformasyon” ve “demokrasi” kavramlarını bir araya getirerek “Enfokrasi” adlı yeni bir kavram ortaya çıkarmış. Han’a göre dijital çağda iktidar artık
EnfokrasiByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2022412 okunma
Siyasal literatürde, demokratik yollarla iktidara gelip daha sonra demokratik kurumları zayıflatan veya otoriter uygulamalara yönelen yönetimler 3 guruba ayrılıyor, bunlar: Seçilmiş otoriterlik (electoral authoritarianism): Seçim vardır ama iktidar, medya, yargı ve muhalefet üzerinde baskı kurarak sistemi tam demokratik olmaktan çıkarır. İlliberal demokrasi (illiberal democracy): Seçimler yapılır fakat hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, ifade özgürlüğü gibi liberal-demokratik unsurlar aşınır. Çoğunlukçu demokrasi / majoritarianism: “Seçimi kazandık, her şeyi yapabiliriz” anlayışıyla çoğunluk iradesinin sınırsız görülmesi. Bunun tarihsel örnekleri anlatılırken sıkça kullanılan ifade: “Demokrasinin kendi araçlarıyla aşındırılması” ya da “Demokratik gerileme (democratic backsliding)”dir. Bu konu özellikle Alexis de Tocqueville, Juan Linz ve Steven Levitsky gibi siyaset bilimcilerin çalışmalarında incelenir. Seçimle gelip otoriterleşen demokrasilere karşı demokrasi kuramlarında çözüm militan demokrasiyle çözüm bulmuş ve şunu söylemiştir; Anayasal düzene ve devletin temel ilkelerine ve kurumlarına yönelik bir tehdit içerici unsur faaliyetli tespit edersem diğer demokratik haklarını da kullanamazsın. Devlet ve kurum hassasiyeti olan devletler militan demokrasiyi çözüm çok makul bulunmaktadır.
Siyaset
Tarihsel olarak kendini baskı altında, dışlanmış veya güvensiz hisseden toplumsal gruplar, elde ettikleri kurumsal mevzileri (bu bir parti yönetimi, bir belediye veya bir sendika olabilir) sadece siyasi bir araç olarak görmezler; orayı varoluşsal bir "güvenli liman" ve sığınak olarak kodlarlar. Bu güvenli limanın elden çıkma ihtimali belirdiğinde (örneğin kurultay kaybedildiğinde), rasyonel siyasi mantık (topluma açılmak, seçimi kazanmak) devre dışı kalır. Yerini "ne pahasına olursa olsun burayı korumalıyız" diyen defansif bir refleks alır. Bu kör sadakat ve korumacılık, liyakati tamamen sıfırladığı için partinin dilini, kadrosunu ve söylemini evrensel standartlardan kopararak sığ bir getto siyasetine hapseder.
Siyaset
Reklam
Reklam