Bu kitabı okumadan önce sadece bir hapishaneyi biliyordum. Ancak kitabı okuduktan sonra hiç göremediğim kardeşlerimin bize olan hasretini, acılarını, unutturulmaya çalışılan tarihlerini öğrendim.
Doğu Türkstanın sesi olalım, boyk°t yapalım, bu kitabın daha fazla okunmasına vesile olalım.
"Söndüremesem de safım belli olsun; ben İbrahim’den yanayım!"
“Dalgalarınla boğ beni, sürükle vücudumu dibindeki kayalıklarda; yüzeye çıkar beni ve sonra yeniden batır, yosunlara sar, sarp kayalıklara savur beni.
Uyandır beni, lütfen uyandır…
Son ver bu zihnimdeki kanlı meydan muharebelerine.
O meydanlar ki uğrunda kendi canımdan parçalar verip parçalar aldığım, kendi kanıma doymadığım meydanlar…”
— Lucien
“Anlayacak kadar büyümeyi çok beklemiştim. Yaşadıklarım beni, yaşattıklarım ise başkalarını etkiledi. Hayat dediğimiz bu maraton, milyarlarca taşın aynı nehir yatağında sürüklenmesi ve bu sayede taşların, yani biz insanların, birbirimizin hayatına etki ederek birbirimizi törpüleyip şekillendirmesidir. Yolun sonu ise bizden öncekiler gibi toza dönüşmek ve evrenin bir parçası olarak devam etmektir. Düşünüyorum bazen; törpülenen taraflarımız acaba başkalarına yeni bir nefes, yeni bir görüş ve yeni bir parça kazandırıyor mu?”