Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilemediğin zaman, herhangi birine, öylece girme, otur ve bekle. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan, öyle soluk al, hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme, bekle ve gene bekle. Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git.
Üzerindeyse Almanca -Tanrının krallığı sizin içinizdedir- yazılıydı. Arkasına ise el yazısıyla şöyle yazmıştı: "Çınarın altına oturduğunuzda kendiniz değil, çınar olun, ormanda orman, kırda kır, insanlar arasında insanlarla olun."
Tuhaf ama Augusto öldüğünde, ölümün, tek başına, hep aynı acıyı getirmediğini fark ettim. Ani bir boşluk var - boşluk hep aynı- ama acının farklılığı bu boşluk içinde biçimleniyor.