Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama, yangın da eğlenceye dönüşebiliyordu, anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi...
Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşır, sunabildikleri ne varsa ruhumu zenginleştirmek üzere getirip cömertçe sunardı. Bal her zaman temiz olmazdı, hatta çoğu kez acı olurdu. Ama her bilgi, yine de baldı.
Onca çalışıp didinmemiz hep boşa gitti. Biz güzel güzel bir sepeti dolduruyoruz sanıyorduk.. sepet değil, iğreti bir elekmiş meğer Tanrı'nın elimize tutuşturduğu.