Bir kalp ne kadar kararırsa acıyla o kadar beyaz kalabilir mi?
Uzun zamandır bir kitaba damlalarım düşmemişti. Bir kitabın sonu kadar güzeldir onu yazan derim hep. Nedense mutlu ya da mutsuz fark etmeksizin bitişler vurur yüreğimi.
İki aşk bir yüreğe sığar mı diye sorsam ne dersiniz? Hayır diyesiniz gelir değil mi?
İki aşkın nasıl da yüreğe sığdığını anlayacaksınız sayfa sayfa bu kitapta. İkinci aşkın sığması için ilk aşkın biraz gitmesi gerekti ama yine de yüreğin içindeki gizemini kaybetmedi.
Ben günümüz yazarlarını okumayı bir türlü sevebilen bir kadın olmadım aslında. Bu yüzyılın insanı hissetmemekten doğdu sanırım bu da. Oysa ne kadar da bencilce unutmuşum benim gibi bu yüzyıla kendini ait hissetmeyecek insanların olduğunu. Onların kaleminde güç varmış meğer.
Asıl kahramanımız isimsiz. Ne büyük efsun... Kim kendini bulursa adı o olsun diye fısıldamış sanki yazar. Fatma Nur bulursa kendini Fatma Nur olsun, Ahmet bulursa Ahmet olsun kahraman der gibi...
Dostluk, aşk, aile, acı, sevinç, düğün, hüzün... Ne ararsanız hissedebileceğiniz bir roman.
Eminim gözyaşları ile bitireceksiniz okuyunca. Damla damla aktı benim yüreğime...
Ve biliyor musunuz?
En iyi kalp kara olandı...
Siyahın beyaz renge karışsa bile siyah kalabileceğini, siyahın her rengi barındırabileceğini unutanlara armağan olsun Kara Kalp Eylemsizliği...
Eylemsiz kalan aşklara selam olsun mısralar.
Okuyun, okutun, ağlayın ve gösyaşlarınızla tebessüm ederken veda edin son satırlara. Su'ya emanet edin kavuşamadığınız bütün aşkları.