Burcu Akbaş

Burcu Akbaş
@bburcakbas
18 Kasım 2005 tarihinde yediğimiz bir akşam yemeği esnasında sevgili dostum Xavier Le Pichon üniversite özerkliği kavramının bu tarihlerde doğduğunu ve bunun Avrupa'yı Avrupa yapan en önemli faktörlerden biri olduğunu söylemişti. Gerçekten de örneğin, 1530 da Sorbonne ile anlaşmazlığa düşen Kral François üniversiteye dokunamadığı için, ona rakip bir kurum kurma yolunu seçerek içinde şu anda benim bir kürsü işgal ettiğim College de France'ın doğmasına vesile olmuştu.
Reklam
Avrupa'da Orta Çağ da bile bir kralın şerrinden, bir barona veya bir manastıra sığınarak kurtulmak mümkündü. Üniversiteler Orta Çağ'ın sonuna kadar Vatikan'ın koruması altındaydı. Papaya kafa tutmak isteyen ise güçlü bir krala veya imparatora sığınarak bu işi yapıyordu. Özetle Avrupa'da her zaman bir kuvvetler ayrımı işlenmiştir. Muhteşem kültürlerine rağmen uygarlaşmayan Çin veya Osmanlı gibi toplumlarda ise böyle bir kuvvetler ayrımı hiçbir zaman olmadı. Kuvvetler ayrımını gerçekleştiremeyen Sovyetler Birliği, Rus kültür ve medeniyetinin tüm ihtişamına rağmen bu nedenle çöktü.
Türkiye'de tek bir üniversite dahi olmamasının, gazete ve televizyonların hukuk skandalları ile çalkalanmasının nedeni, insanlarımıza gerçeği aramanın en yüce ideal olduğunu ve onu ancak ve yalnızca aklımızla bulabileceğimizi öğretememiş olmamızdır.
Filistinliye karşı İsrail'i savunanlara hemen "ırkçı" damgası yapıştırılıyor. Halbuki İsrailli Yahudi de, Filistinli Arap da Sami ırkından gelirler. Yani aynı ırkın mensubudurlar. Birbirlerine olan nefretin sebebi dinleridir.
Okullarında itaat ve kanaat öğreten toplumlar başkalarına itaate ve kendilerine verilen kanaate mecbur olurlar.
Reklam