Ümit Kaya

Atatürkçülük demek, akıl ve vicdan hürriyetleri yolu ile Türk milletini Batı medeniyet toplumları arasına katmaktır. Kim bu temel tutumdan ayrılırsa Atatürkçü değildir. O kadar mı? Hayırlı bir Türk evladı da değildir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eski taassuba göre, Sünni Türk, Alevi türk'e kız vermez ve ondan kız almaz.Şimdi Medeni Kanun'a göre ve kadın erkekle her bakımdan eşit olduğu için; Amerikalıya, İngiliz'e, Alman'a kız verir, onlardan kız alırız da, aynı dinden ve ayrı mezhepten İki Türk'ü birbirinden nasıl ayrı tutarız?
Türk olmak, Atatürk'ün başlıca şeref duygusu idi Şimdi de plaklarda dinlediğimiz,Cumhuriyet'in Onuncu Yıldönümü nutkundaki: -Ne mutlu Türk'üm diyene!.., sözü yüreğinin ta kökünden kopmuştur. Fakat Panislamizm gibi, Pantürkizm'e de karşı idi. O bir hayalci ve bir yığın oyalayıcısı değildi.Bir defa Türk Ocağı'na birlikte gitmiştik; Ocak tüzüğünü bir hayli eleştirdi.Sonra da Türk Ocağı yerine Halkevi açmıştır.
Atatürk devriminin iki temel taşı, laisizm(la dini: dinle ilgisi olmamak) ve eğitim birliğidir.Millet bütün dünya işlerinde ne şeriat ne de herhangi bir ideolojinin baskı altında olmayarak, yalnız günün şartları içinde kendisi için en yararlıyı düşünerek karar verir: "Öz Atatürkçülük" budur.
"Bir topluma danışma hakkından önce eğitim verilmelidir.Seçmen oy vermeden önce bilgilendirilmelidir.Oy kulübelerinden önce okullar kurulmalıdır.Yeteri kadar eğitim görmeyenin elinde oy pusulası yalnız faydasız değil, tehlikelidir de."