beyza

"ağaçta duran kuş dalın kırılmasından korkmaz. çünkü onun güveni dala değil, kendi kanatlarınadır." diğer insanların yardımı hayatta bir yere gelmende fayda sağlayabilir, hatta o yardım olmazsa zor ilerlersin. ama ilerlemenin asıl enerjisi sen ve senin yeteneklerin olmalı. yoksa bir noktada insanlar sana verdikleri desteği birden çekerse alaşağı olabilirsin. dayanak noktan kendin olursan bunun sana vereceği huzur ve özgüven bambaşka olacaktır.
Reklam
bastırılmış duyguları olan insanlar, kafalarının üstündeki içi su dolu bir sürahide taşıyor gibidirler duygularını. minicik sarsıntılar bile o duyguların taşmasına, etrafa dökülmesine neden olabilir.
duygular olmadan dünyayı gerçek manasıyla anlamamız mümkün değildir ama duygular objektif bir mekanizma olmadığı için dünyayı tek başına anlamlandırma konusunda da yeterli değildir. özellikle erken çocukluk zamanlarında olumsuz duyguları çok yoğun yaşamışsak bu duyguların ileriki yıllarda çok sık tetiklenme olasılığı daha yüksektir. yani çocukken korku duygusunu çok yoğun yaşamışsan, diğer insanlara göre bu duyguyu ortaya çıkaracak yeterince güçlü olmasa bile, korkuyu çok yoğun olarak yaşayabilirsin. ya da tam tersi, bu duygunun fazlasıyla ortaya çıkmasını gerektirecek olaylar yaşasan bile hiç korku hissetmeyebilirsin. mesela bu tür insanlar çok riskli sporları, eylemleri çok rahat şekilde yaparlar; azıcık da olsa heyecan ve korku hissetmek için. her iki durumda da insanın esenliği ve güvenliği zarar görebilir. duyguları burada sensör gibi düşünürsek geçmiş yıllardaki travmatik deneyimler bu sensörün güvenliğini ve doğru ölçüm yapma becerisini bozabiliyor.
herkesin hayatı, ilişkisi, keyfi daha yerinde gibi hissediyorsun; şu anda burada olduğun yerde olmazsan daha mutlu olacağını zannediyorsun ama öyle değil işin aslı. sen gittiğin yeri dönüştürüyorsun, iyi ya da kötü.
Sayfa 60·Kitabı okudu
kendime not
bazen sevdiğim insanlara karşı aşırı pozitif ve sevgi dolu hissediyorum. böyle zamanlarda, normalde izin vermeyeceğim tavırlara izin verebiliyor ya da ileride yapmakta zorlanacağım konularda sözler verebiliyorum. sözlerimi tutuyorum ama her zaman o anki kadar yoğun duygular hissetmediğim için o sözleri yerine getirmek beni yoruyor ve o yorgunluk, sonrasında içsel bir öfkeye dönüşebiliyor. işin gerçeği; karşımdaki insanın beklediği, talep ettiği bir şey de olmuyor bu benim gereksiz fedakârlıklarım. aslında sevgi dolu başlayan şey, sonrasında o kişiye yönelen bir öfkeye dönüşebiliyor. bugün yabancı bir atasözü duydum, tebessüm ettim; " komşunu sev ama bahçe duvarını yıkma." tam olarak beni ifade ediyor gibi geldi. aşırı olumlu duygular hissetsen de bahçe duvarlarını unutmamak lazım.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Reklam