“Şimdi yazmasam, hiç yazamayacağım. Çünkü itiraf etmem gerekir ki Sana yazmaya başladığımdan beri üç kez neredeyse kalemi bırakıp atımı hazırlatacaktım ve onun yanına gidecektim. Halbuki bu sabah erkenden uyandığımda onu bugün görmeye gitmeyeceğime yemin etmiştim; şimdi ise her an pencere kenarına gidip güneşin ne kadar yükseldiğine bakıyorum.”
“Diyorum ki sana, sevgili dostum, aklımın karmakarışık olduğu bir anda, varoluşunun der çerçevesinde mutlu bir kayıtsızlık içinde yaşamını devam ettiren, günü gününe başının çaresine bakan, yaprakların ağaçlardan döküldüğünü görünce kışın geldiğinden başka bir şey düşünmeyen bu türden bir varlıkla karşılaşmak tüm karmaşayı dindiriveriyor.”