IG: instagram.com/begummol_
X : @umarsizyazar
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.
~Stefan Zweig
"Kendi çocuklarının kanıyla beslenen bir ülkeyiz, vesselam. Kendi çabalarıyla yetişen ve gözlerini kırpmadan ülkeleri için ateşe atılan vatansever nesilleri harcamakta üstümüze başka bir ülke varsa da ben bilmiyorum." diyerek sözlerini tamamlıyor sevgili Osman Balcıgil.
Gencecik hayatlara mezar olan, güzelim aşkları toprağa gömen, anaların babaların ocaklarını söndüren hikayeleriyle yazılı bu ülkenin tarihi.
Osman Balcıgil'in 68 kuşağını konu aldığı Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var'ı okurken öfkem, hüznüm, üzüntüm, gururum birbirine karıştı.
Dünden bugüne ülkenin kaderini etkileyen partilerin nasıl kurulduğunu, en iyisi dediklerimizin bile hatalarının bedelini hala nasıl ödediğimizi bir kez de Balcıgil'in kaleminden üzüntüyle okudum.
Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsız Türkiyesi'ne sahip çıkan gençlerin mücadelesini her okuduğum da olduğu gibi yine bugünümden defalarca utandım.
Fotoğraf siyasetçisi, prestij siyasetçisi, kazanç siyasetçisi, çıkar siyasetçisi ve bitmeyen tükenmeyen ne yazık ki tükenmeyecek olan sözde siyasetçilerin elinde bugün de hiçbir şey değişmeden bu ülke hırpalanmaya devam ediyor.
Özgür bir Türkiye için ölüme yürüyen Denizleri, Mahirleri, Hüseyinleri, Yusufları ve nicelerini hatırladıkça hiç mi utanmaz bugünün vatansever görünen sözde politikacıları?
Bir kez daha anlaşılıyor ki Atatürk siyasetçiye değil, neden gençlere emanet etti bağımsız Türkiye Cumhuriyetini.
En Hüzünlü Eylül, Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var ve Karanlık Oda kitaplarının bir üçleme gibi okunabileceğini düşünüyorum.
Böylece unutmayalım tarihin karanlık kayıtlarını, hüzünlü bir hikaye gibi bir köşede bırakmayalım devrimin güçlü inancını. Bu bizim tarihimiz, bu bizim topraklarımızda yaşanmış geçmişimiz. Kurgu kitaplar gibi okuyup geçmeyelim yitip giden hayatları. Gerçi okuyan