Bir insanı ikna edebilmek için onlarca kitap okumanıza, yalan yanlış başlıklarla sizi manipüle eden kişisel gelişimcilere kanmanıza gerek yok. Aristo'nun retoriği zaten bize bunu söylüyor: ethos, pathos, logos. Duygu, karakter ve mantık.
Ramazan kelimesinin kökeni "ramaḍ" yani çok yüksek, kuru sıcaklık anlamına geliyor. Yüksek sıcaklık ayında insanlar çaresizdir, yardım beklerler. Müslümanların çaresiz olduklarını düşündüğü bir anda da tam olarak Ramazan ayında Kur'an'ın indirilmiş olması belki bu yüzdendir.
Verimli olarak zaman geçirmeyi öğrenmek için zaman lordlarıyla birlikte zaman motivasyonu seminerlerine gitmenize o kadar da gerek yok. Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisini okumayı bitirdiğinizde kaybolan zamanınızın artık kaybolmaması için uğraşırsınız zaten.
Sonu gelmeyecek bir yolda yürüdüğümün oldukça farkındayım. Tam çıkışı buldum sanırken Dostoyevski tabelası beni dikenli bir yola götürüyor. Dikenli yoldan çıkışı ise Proust tabelası ile buldum sanırken Kafka hendeklerinde feleğimi şaşırıyorum, dünyam sarsılıyor...
İnsanların içlerindeki nefreti kusmasını nedense çok seviyorum. Nefret de diğer bütün duygular gibi insani bir duygu çünkü. Tesla boşuna dememiş, "Nefretiniz elektriğe dönüşseydi, bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi." diye.