Şunu unutma, yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak: sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takılı kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani anı yaşa.
İsyan etmeye o kadar çok alışırsın ki şükretmeyi unutur gidersin. Aslında en iyi terapidir şükretmek, bilmezsin. Tom Robbins şöyle der: "Hayat istediğini sunmaz, sunsa da uymaz. Ya zaman yanlıştır, ya mekân. Belki de insan." İstediğin şeyler sana gelmiyorsa bekleme. Sen onlara git. Önüne gelen her şeye isyan ederek bir yere varamazsın.
“Zamanla esnekleştim.Ulaşılması ve vazgeçilmesi en zor nimetin sükunet olduğunu anladım galiba.”
“Yani kimsesizlik,kimsenin tekelinde değildir:Kâinat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz,çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz…”
“Hayatta başarılı olmanın iki yolu olduğu söyleniyor:
1-Şanslı olmak;2-Hile yapmak.Bense dayanıklı olmayı tercih ederim.”
Güçlülüğü ve kararlılığıyla pek çok kişiyi etkilemiş olabilirdi Veronika, ama neye yaramıştı bu? Boşlukta kalakalmıştı. Yapayalnız. Villete'te. Ölümün bekleme odasında.