• Akılcı kararlar alıp planlar yaparak hayatımızın akışını denetleyebileceğimizi zannediyoruz. Oysa balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi? Bu sadece sahte beklentiler ve hüsranlar yaratır.
  • Ona dair en sevdiğim şey beni denememesiydi.
    Öncekiler hep bir kategoriye sokmuşlar, test etmişler, yarışa sokmaya çabalamışlardı. Beklentiler bataklığını seviyorlardı ve berraklığı hayal edemeyecek kadar kölesiydiler. Ben güneşin batışını, romantik komedileri, günlere anlam atfetmeyi, bibloları, parisi ve eyfeli, kedileri ve parlak küpeleri beğenmek, sevmek, sevmeye çalışmak istemiyordum. Onlar, kurallarına o kadar bağlıydılar ki evrenin tahtına oturan tanrı bu kurallar olmadan dünyanın dönmeyeceğini düşünebilirdi. Nefes alamıyordum, bu yüzden kızgın değildim fakat nefes almama yardım etmedikleri için kırgındım. Boynuma sarılmış bir yılanla yaşıyordum. Onu kızdırmamaları gerektiğini açıkça ifade etmeme rağmen bunu anlamamakta ısrar ediyorlardı. Kurduğum her cümlenin bir vaat içerdiğini sanıyor, bir an önce "ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar…" kısmına atlamak istiyorlardı. Acı verici. Ruhları sağır, zihinleri körelmişti. Allah onların belasını versindi. Belki vermişti de ben kendimle yüzleşmekten kaçınıyordum. Mümkündür.
    Klasikle klişenin arasındaki farkı bilmiyorlardı, hayatları klişelerle doluydu. Ucuz klişelerle. Anlaşılmaz metinleri anlamıyorlardı. En çok da beni anlamıyorlardı. Yazdıklarımın, yaşadıklarımın, izlediklerimin ve okuduklarımın beni ben yaptığını kavrayamıyor, kendi bildiklerini okumaya devam ediyor, benim de aynı şekilde davranmamı istiyorlardı. Düşleri başkalarından çalıntıydı. Toplumun kızdığı şeye kızmayı toplumsal bir bilinç sanacak kadar bireysellikten uzaktılar. Bilinçlerini kılıçtan geçirip güneş doğana kadar at sürmek istiyordum. Onlardan uzak kalmaya ihtiyacım vardı. Onlar, beni kendi hayatlarının merkezi olduğuma ikna etmeye çalışıyor, aynısını ben yapmadığım için suçluyorlardı. Beni adi suçların kralı ilan edecek kadar kibirli, kör, kor ve kendinibilmezdiler. Onları seviyordum ve hislerim yalnızca 1/3 oranında kızgınlık içeriyordu. Ben sabaha kadar yazmak istiyordum, onlar sarılarak uyumak istiyorlardı. Yazdığım her metin için, belirli bir farkındalıkla, bunu kime yazdın diye soruyorlardı. Sana değil, senin için de değil Allah’ın belası. Ben her gece aynı cümleyi kurarak uyuyordum
    “çok yoruldum”.
    Sonra duygu vardı. duygu yalnızlığıma vardı.


    kendiminkilerden alıntıladım.
  • Bugün itibariyle 1.yilimi doldurmaktayim.Çok garip biraz da buruk bir his kaplıyor nedense yüreğimi.Çok şey yazmak isteyip de aynı anda hiçbir şey yazmama isteğiyle dolu içim.Yine de an'larin hatırı üzerimde kalmasın diye bugünkü tarihe müsaadenizle şerh düşmek istiyorum.

    Hafizami yoklayip geriye doğru sardığımda günleri 1k'nin bana kattıkları hiç şüphesiz tartışılmaz.Kitap okumayı seviyordum ancak bu platform sayesinde daha bilinçli bir okuma yaparak yol haritamı cizmis oldum.En azından nasıl bir güzergah izleyeceğim konusunda yol emniyetimi sağlama noktasında fikir edinmiş oldum.Bu bana göre önemli bir mevzu hani şairin dediği gibi "zaman kısa,yol uzun,ben yorgunum" misali :)) vakit kısa
    ,okunacak kitap sayısı çok kendime iyilik etmek istiyorsam şayet; en değerli vaktimi yanlış kitaplarla israf ederek zamanımı heba etmek istemiyorum.Yine de derin okuma boyutuna gecemedim henüz.Nitelikli okurlar var okudugunun hakkını veren.Gercekten gerek yorumlar gerekse incelemeler sayesinde zihnimde temeli cok da sağlam olmasa bile bir inşaat oluşmaya basladi heybemde biriktirdiklerimle. Bilenler bilir siteye kayıt olduğumdan beri buradaki okuduklarimi sadece okuma ceteleme eklemek istedim.Unutkanim yenilenmek ve tazelenmek için önemli bir fırsat oldu benim için.

    Okumanın yanı sıra yazmak,kendimi ,hislerimi ifade etmek noktasında da sitenin önemli bir katkısı oldu.Yazmaya cesaret kazandım bir nevi.Kalbimin kapilarini actim yani misafir ettim sizi bazen gonulden :)) Cünkü okumuş olduğumuz her bir kelime eğer dikkatimizi verirsek; biz farkında olmasak bile bilincimizde veya kalbimizde bir şekilde tohum olarak saklı güzellikleri bünyesinde barindirarak zamanı geldiğinde çok farklı şekillerde meyvesini vererek tezahür edecektir.Buna inandım ve bir şekilde yazmak noktasında ,inceleme ise şayet adı ne derseniz bilemiyorum o noktada azmetmek istedim.Profesyonel degilim kesinlikle.Ama edebihayat'ı seviyorum.Edebiyat demedim dikkat ederseniz edebihayat çünkü okuduklarimi adeta yaşayan birisi olduğum için 'yasama ve gönüllere dokunmak ' en büyük mutlulugum.Hislerini kaybetmiş bir dünyada duygulara biraz da söz hakkı vermek istedim çok mu ?

    Bundan dolayı yazmak eylemine de ayrı bir ehemmiyet verdim.Okuduklarim uçmasın ,gönlümde demlensin diye.Ancak son zamanlarda bu isteğim de azaldı.Yazmayi azalttim yani bilincli olarak.Beklentiler de yoruyor insanı galiba.Bu şekilde kafam daha rahatmis onu fark ettim.

    Şiir okuma alışkanlığım yoktu buradaki şiirsever kitap dostları vesilesiyle tabiki şiir okudukça ayrı bir iştahım arttı.Sayelerinde şiir okuma alışkanlığı kazandım.Ve gerçekten de kalbimin gidasiz kaldığını hissettiğim anda bir koşu gidip dizelere tutunmak, yüreğimin dehlizlerine beraber kulaç atmak muhteşem bir duygu.İyi ki şiirler var kalbinizin en gizli siginaklarina sahit olup;sessiz ve dilsiz çok güzel tercümanlık yapıyorlar.Savurup dagitmiyorlar sizi bilakis derleyip toparliyorlar,iyilestiriyorlar..
    Hmm..bir de İzdiham var tabiki.O da en başta Ferman Bey ve izdihamistler :) vesilesiyle oldu.Minnettarim.Neydi kalbi olana zormuş yaşamak ? :)) Buradan çıkıyorum girince içerisine çıkmak zor biliyorsunuz.Bu konuda uzuunca fikirlerime sahitsiniz zaten.

    Erhan Bey vesilesiyle gerçekten emekleri çok üzerimizde,
    çabalari ortada.Sitede gercek manada kıymetinin bilinmesi önde gelen isimlerden.Belki farklı isimler de vardır ancak Erhan Bey birikimlerini paylaşma noktasında cömert bir insan.Verici yani.Her ne kadar tembel bir öğrenci olsam da :)) Sayesinde öykü denen bir türden aynel yakin haberim oldu.Neden öyle söylüyorum çünkü uzak bir türdü benim için.Daha doğru bir ifadeyle tanimiyordum.Gayretiyle öykü ve öykücülere başlangıç dahi olsa bir merhaba diyebildim.Yazmaya heveslendirdi şahsen beni.Biliyorum bu konuda zerre kabiliyetim yok ama emeklerini gördükçe vaktimi ayirmak istedim.En önemlisi sevdim öykü türünü.Yasamla iç içe çünkü.Hayata ve insanlara karşı daha farklı bir gözlem yeteneği kazandığımi düşünüyorum artı bir özellik olarak.

    Rengarenk bir aile burası kitap dostları.Mavisi de mevcut ,pembesi ,moru da...Siyahı da var tabiki.Bazen çok sivri,keskin,gönüllere paldır küldür girip kanatan üsluplarla karşılaşınca üzüldüm tabiki.Ancak herkes kendisine yakışanı yapıyor bunu da unutmamak gerekir.Bazen yorumlarda öyle cümleler görüyorum ki ben utanıyorum başkalarının yerine.Bir gönlü incitmek bu kadar ucuz olmamalı arkadaslar.Sanal alem diye görmüyoruz bilmiyoruz diye har vurup harman savurmak , yakıp yıkmak karakterinize ayrı bir anlam katmiyor emin olun.Sizi daha bir farkli gostermiyor yani.Olanı daha bir öne cikariyor.Sadece ikiyüzlülüğünüzü biraz daha kuvvetlendiriyor.Mevcut karakterinize netlik katarak kimliğinizi daha bir görünür hale getiriyor.Kelimeler mananın taşıyıcısı değil midir netice de.Yüregimizden geçenlere dilimiz sadece tercümanlık yapıyor unutmayalım.Kirliyse yüreğimiz berrak bir hitabet zaten olmaz!

    Dedim ya rengarenk diye.Guvenimi ve samimiyetimi kaybettiğim,insanlarla arama mesafe koyduğum belki de uzaklaştığım anlar da oldu.Hatta siteye karşı bir soğukluk.İctenlik benim için çok önemli bir duygu arkadaşlar.Özü sözü bir olmak ,şeffaf olmak yani.Bazi arkadaşlarla aramıza mesafe girdi ancak rahat olsunlar benden yana bu sadece etki- tepki meselesi.Samimiyetsizligi kelimeler üzerinden bile olsa fark eden hassas bir alıcıya sahibim.Benim de istemeden bile olsa kırdığım arkadaşlar varsa özür diliyorum gerçekten bilin ki istemeden oldu.Ama arkadaşlar şunu unutmayalım bir hayatın içinde binbir hayat yaşayan ,bambaşka imtihanlarla meşgul olan kitap dostlarımız var.Herkes her şeyi elbette ki bilmiyor."Bizim birbirimizi yargılamaya değil ,anlamaya ihtiyacımız var."Anlasilmak da değil mesele inanın saygı sadece saygı duyulsun en büyük iyilik bu zannediyorum.

    Bizim parçalamaya değil zaten imtihanlarimizda bölük pörçük olmuşuz tamamlamaya ihtiyacımız var.Fikirler yönüyle zengin bir hazine burası.Herkesten alacagimiz bir yön muhakkak vardır.Birbirimize 'katkı' sağlayarak cogalacagimiz,muhabbette ittifak edeceğimiz yönler vardır muhakkak.Bundan dolayı bir dizide geçtiği gibi "Farklılık kötü bir şey değil ,alışkın olmadığınızdır" diye bizim zihin konforumuza aykırılık teşkil ediyor diye gerek fikirler gerekse özel gereksinimler yönüyle kimseyi itmeye ,dişlamaya hakkımız yok.Fikirlere açık olmak gerekiyor arkadaşlar bir psikoloğun dediği gibi daha önce de paylasmistim " aynı düşüncedeki insanlar ruhunuza,farklı düşüncedeki kişiler zihninize iyi gelir" diye bunu düstur edinebiliriz .Bizim birbirimizi itmeye değil ,sımsıkı tutmaya ihtiyacimiz var .

    Bana kizmayin arkadaşlar madem kitap dostuyuz bu serzenislerim inanin en başta kendi nefsime..Demek ki rahatsız olmuşum ki kalbimin sızlanması ondan.Bir de okuyup da değer veren arkadaslara ortak bir mesajım olsun sağ olun hediye noktasında çok dusuncelisiniz ancak prensip olarak kabul edemiyorum.Lutfen bu kararima saygı duyulsun arkadaslar😪Bu arada gerçekten takip etme noktasında kitap dostlarini buradaki amaçlarını asmadiklari müddetçe herhangi bir elemeye tabi tutmuyorum.Beni takibe deger gorduyseniz ayrica tesekkur ederim.Ancak edebiyat alaninda cok yeniyim,acemiyim yani bilginiz olsun.Cok takipcim olsun diye de bir derdim yok.Ancak gönül ister ki herkesin fikirlerine misafir olayım ama yetişemiyorum arkadaşlar.Bir de uzuldugum takip edip edip sonra takipten cikarak kendisine kişi kazandırdığını düsünen egosunu tatmin eden arkadaslar inanin fark ediliyorsunuz.Bunun icin ozel bir çaba harcamadim.Bir vesileyle sayfalarina bir girdim, karsima çıktı yani. Haber vereyim eger vakit bulursam cikacagim onlari takipten :)) Zaten karar aldım kendimce çok fazla girmeyecegim çok da inceleme vs.yapmayi düşünmüyorum.Gerektigi kadar ,değeri kadar.En güzeli sonra kendim üzülüyorum.Ancak alintisini tekrardan paylaştıgim için engellemeler veya ideolojimden dolayı akreditasyona maruz kalmak üzücü yani arkadaşlar.Hayir sadece anlamlandiramiyorum.Okuyan insana yakistiramiyorum..Kelama yasak konulması acizligi !

    Son olarak çok değerli dostlar tanıdım 20-25 kişi ...Tek tek isimlerini yazmak isterdim ama unutacağım isim çıkarsa diye tedirginim.Birisi var ki cok özel.Zaten biliyorsunuz.Sitede bu tarz güzel dostluklar da biriktirebilirsiniz yani.Sahsen benim bile ümidim yoktu ama oldu yani :))Ama suradan cikarimda bulunabilirsiniz bence kiminle gönüllü olarak etkileşimde bulunuyorsam bir şekilde o insan ve de fikirleri benim için değerlidir.Samimiyeti ve karakteri yönüyle taktir ediyorum zaten bazı arkadaşları.İyi ki varsiniz.İnanin burasi da sizinle guzel.Cekilmiyor yoksa baska türlü.İnsan insanin sozunde dinlenirmis ya bazen bir söz,bir dokunus,bir hasbihal iyi gelebiliyor emin olun.Yazarin dediği gibi; Bizi kendimizden gecirecek olana değil,kendimize getirecek olana ihtiyacimiz var.Bizi iyileştirecek olana, hatırlatacak olana,derleyip toplayacak olana ihtiyacımız var be arkadaşlar.

    Not: Biraz uzun oldu ama farkında değilim.Hakkinizi helal edin.İçimden geçenleri dillendirmek istedim sadece.
  • Hayatımızı bizden başka herkes ve her şey şekillendiriyor. Beklentiler, aman ne derler, öyle olsa üzülürler, böyle olsa sevinirler, vesaireler. "Ruhi Mücerret"te Murat Menteş şöyle der: "Senden bekleneni, sana emredileni ya da seni kurtaracak olanı değil; kalbinin derinliklerinde tasdikleneni yap. İyiliği içselleştir." Kendimize gelelim sevgili okur. Deneyelim en azından.
  • "Sonu olmayan beklentiler hep acıyla biter."
  • Hayatımızı bizden başka herkes ve her şey şekillendiriyor. Beklentiler, aman ne derler, öyle olsa üzülürler, böyle olsa sevinirler, vesaireler.
  • Erdal Demirkıran'ı çok severim, çok sevdiğim içinde bütün kitaplarını okumak istemişimdir. İlk okuduğum kitabı Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım'dı ve çok etkilenmiştir çok beğenmiştim, bu kitabında çok fazla uykuya düşkün olduğum için aldım çünkü Erdal hoca insanı hem motive ediyor hem eğlendiriyor hem de doğruyu sindire sindire en güzeşekilde insanın kendi benliğine ikna ettiriyor.(bence tabi) neyse kitabı okumaya başladım bide kendimi öyle bir planlamışım ki bu kitapla uyku problemim çözülecek diye, ilk başlarda aradığım adamı bulamadım, masal gibi geldi yada ben kitaplarda realizmi çok seviyorum ondan sanırım, gerçekçilik inandırıcılık çok önemli sonuçta insanın kendisini ikna etmesi gerekiyor kitapta bütünlüğü yakalayıp odaklanması için, ben biraz zorlandım anlatım şeklinden dolayı ve verilmek istenen birçok mesajı anlamakta güçlük çektim çünkü o masalsı anlatımın hikayeleşmenin arasında verilen mesajlar level atmak gibi bişey tabi sonra insan kitaba alışıyor ve anlamaya anlam bütünlüğünü yakalamaya başlıyor.. Güzel bir kitaptı istediğim inandırıcılığı bulamadım, fazlaca motive olamadım çünkü kavrayamadığım yerler oldu dediğim gibi bir sayfası 9 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği tarzdaydı diğer tarafı 35 yaşındaki bir akln kavrayabileceği tarzdaydı yada bende bir öğrenme kavrama güçlüğü var :) beklentiler de önemli tabi.. Bir kitap daha bitirdiğime sevindim okumasam içimde kalırdı hocanın emeğine sağlık çok güzel mesajlar ve taktikler içeriyordu onları uygulayabilmek hayatta işime yaraması duasıyla..