Jacopo Belbo

Derken Nora ilk kez başkası adına kaygılanır gibi kendisi için kaygılandı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne yapmış olabilirdi ki? İnternette alışveriş he­sabı açmak mı? Eczaneden birkaç kez ilaçlarını almak mı? Küçük şeylerin önemini asla göz ardı etmemeliyiz, demişti Bayan Elm. Bunu aklından çıkarma.
Bu hayattaki her şey doğruydu ama oraya hak ederek gelmemişti. Senaryoya filmin ortasında girmişti. Kütüphanedeki kitabı seçen oydu ama doğruyu söylemek gerekirse, kitabın sahibi o değildi. Kendi hayatını bir camın ardından izler gi­biydi. Artık kendini bir sahtekar gibi hissetmeye başlamıştı. Bunun kendi hayatı olmasını istiyordu. Gerçek hayatı olmasını istiyordu. Ama değildi ve keşke bu gerçeği unutabilseydi. Unutabilmeyi çok isterdi.
Yine de derinlerde bir yerde yakında her şeyin biteceğini hisse­diyordu. Bu hayat kusursuz olsa da, doğruluğun içinde bir yanlış­lık olduğunu seziyordu. Doğruluğun ta kendisi olduğu için düzel­tilemeyecek bir yanlışlıktı bu.
Nora kök yaşamını düşündüğünde, esas sorunun, onu kırılgan yapan şeyin aslında sevgi eksikliği olduğunu anladı.