“Gece yarısı uyanıp su içerken birden aklıma bir ayet gelir:
‘Biz insanı gerçekten büyük bir meşakkat içinde yarattık.’ (Beled, 4)
Hayat meşakkattir ama maksatsız değildir.
Asıl maksat nedir?
Allah’ın rızasını kazanmaktır.”
Kalpleri kırılarak ölenleri diyorum
Akıyorlar buradan ulu göklere
Zayıf olmamız korkutuyor iblisleri
Şiirler var göz demesinin sonucudur
İnsan kekeler belki her şair bir burukluktur.
Konuşamaz çünkü ağzı doludur hayretle
Bir dudak payı mısralarda Musa Nebi'den.
Kederliyim göklere yağıyorum kederimden.
Senin gözlerinden bir ağaç yeşermiş cennette.
Bursevî'de okudum herkes ekiyor ağacını gitmeden
Bir de sözlerin var Allah beni sınıyor onlarla
Bakalım taşıyor muyum kalbimi hiç düşürmeden.
Kimi üzdüm Allahım dereler böyle içli akıyor
Türkünün bir yerinde gözlerini kapatıyor ya adam
Seni mi görüyor yoksa büyük nehirleri mi
Hani bir buğday gibi salınıyor ya Abdussamed Beled'i okurken
Kalbimi dağıtıyor bütün dünyaya kimi üzdüm ben...
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.