• Bugün "Yurdunu Kaybeden Adam" Cengiz Dağcı'nın 7. ölüm yıl dönümü. Cengiz Dağcı'nın hayatını anlatan kısa bir belgesel paylaşıyorum. Merak edenler izleyebilir. https://youtu.be/rDAso02i9EQ
  • Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacağını söyleyebilirim. Belgesel tercihlerini ülke, gezi, kültürden yana kullanan, gezmeye görmeye meraklı hatta ara ara dünya haritası açıp inceleyen birilerinin mutlaka seveceği bir kitap.
    Yazar gezdiği 10 ülkeyi(Fas,Filistin,Yemen,Katar,Lübnan,Japonya,Tunus,Güney Afrika,Bosna,Makedonya) anlatmış ve anlatırken önemli şahsiyetlerden,ülkenin tarihi arka planından veya güncel siyasi durumlardan da bahsetmiş. Bunları yaparken aynı zamanda namazların nerde kılınabileceği, helal yemeğin nerde bulunabileceği veya en uygun vasıta tercihinin ne olduğu konusunda da gerekli açıklamaları yapıyor.Ayrıca çektiği fotoğraflarla da süsleyerek akıcılığı arttırmış. Velhasıl eğlenceli,akıcı,faydalı bir gezi çalışması olmuş.
  • İnsan, hayatında bazı şeyleri unutur. Benim de hayatımda unuttuğum anılarım vardır. Onlar toz olmuştur ya da kırılan bir bardağın artık birleştirilmeyen parçaları gibidir. Benim anılarım, hayaletlerle dolu bir galeridir. Belki ben kendi hayatımı değil de, başkalarının hayatını yaşadım. Bu sayfalarda geriye bıraktığım anılar arasında bazıları sararmış yapraklar gibi yere düşecek, ölecektir. Oysa, bazı anılarım zamanla yeniden canlanacak, yeniden hayat bulacaktır.Benim hayatım, bütün hayatlardan oluşmuş bir hayattır. Bir şair hayatıdır.

    Yaşadığımı İtiraf Ediyorum Pablo Neruda'nın yaşarken yazdığı anılarından oluşuyor. 12 bölümden oluşan kitap,şairin iç dünyasını,yaşadığı yerleri,şair arkadaşlarını,yaşama ve ölüme dahil düşüncelerini ve en önemlisi şiir anlayışını içeriyor. Nobel Ödüllü kitap Neruda için bir belgesel niteliğinde.

    Neruda'nın anılarını okurken doğup büyüdüğü Güney Amerika ülkesi Şili'ye ve yolculuk yaptığı her ülkeyi onun tasvirleriyle gözümüzde canlandırıyoruz.
    Federico García Lorca, Louis Aragon, Paul Éluard, Nazım Hikmet ve daha nice şair arkadaşlarıyla olan dostluğunu da anılarında okuma fırsatımız oluyor.

    Kitapta en çok beğendiğim kısım Neruda'nın Nazım Hikmet'e olan övgü dolu sözleriydi.
    Neruda, Soyvet Rusya'da tanıştığı şair dostu Nazım Hikmet ile olan dostluğunu şu cümlelerle anlatıyor; Moskova’da ve taşrada başka büyük bir şairle de sık sık buluştum. Türk Nâzım Hikmet’le. “Şiirin gelecek olduğuna inanıyorum,” diyen bu büyük şair, Sovyet Rusya’da yaşıyordu. “Şiir, insan ruhundan devamlı bir şeyler talep eder,” dediğini de anımsıyorum.

    Yaşadığı dönemde ki siyasi ve ekonomik, İspanya iç savaşı, Küba Devrimi, İkinci Dünya savaşı gibi toplumu etkileyen büyük olayları da Neruda'nın belleğinden okuyoruz.

    "Şiir yazmak bir barış eylemidir. Şair, barıştan doğar. Ekmeğin undan yapılması gibi.”diyen Neruda'nın bu kitabını tüm kitapseverlere tavsiye ederim.Keyifli okumalar..
  • Mehmed Niyazi bugün özellikle tarih romancılığında ve felsefesinde meseleyi bir tık daha ileri götürmüş bir yazar.
    Kitaba gelecek olursak dediğim gibi diğer eserleri gibi bunda da her bir yaprağı gözyaşınız damlamadan çevirmek çok zor. Okurken güneşin sıcağı derinizi eritiyor, çöl kumları gözlerinize kaçıyor, susuzluk ciğerlerinizi yakıyor ya da Yemen'in yerlisini ben gidince ne olacak diye kendinizden çok düşünebiliyorsunuz. Evet tam da böyle bir kitap. Hatice ile beraber Mülazım Celaleddin'in yolunu da gözlersiniz, Paşa Mehmed'in deli akan kanı sizleri de memleket sevdasıyla tutuşturabilir.
    Yemen, Balkanlar, Kafkasya, Kırım ve daha nice toprağın elden çıkışına şahitlik yapmış neslin acısına tanık ya da asilere karşı masum Yemenlilerin "Allah Yensuru Ali Osman" (Allah Osmanlı'yı korusun) diye bağırışlarına şahit olmak için muhakkak okunmalı . Kitap içerisinde Kuşçubaşı Eşref ve Zenci Musa'dan bahsedilmesi benim kalbimi epeyi fethetti. Eşine az rastlanır belgesel niteliğinde bu eseri yalnızca okunmakla kalmamalı aynı zamanda ders çıkarılmalı.
  • Yazar kitabı yazarken üç ana temel prensip üzerinden ayrılmadan yazmaya çalışmış. Bu prensipler, geçmişimiz üzerinde paleontologların fosiller ve başka kalıntılardan sağladıkları bilgiler, hayvan davranışlarını kıyaslamalı olarak inceleyenlerin kaynakları (özellikle goril, maymun) ve son olarak çıplak maymun türünün en gelişmiş üyeleri üzerine yapılan gözlemlerin sağladığı bilgiler ki zaten kendisi bir zoolog olduğu için, çıplak maymunu -yani bizi- bir hayvandan ayrı tutmayarak kendi gözlemlerini gönül rahatlığıyla aktarmış.

    Bu üç temel prensiplerin yanısıra evrimsel biyolojiyi de göz önünde bulundurarak kitabı sekiz bölüme ayırmış. Kökler, cinsellik, yavru yetiştirme, araştırma, savaşma, beslenme, konfor ve hayvan. Bu bölümleri yazarken sadece çıplak maymun üzerinden değil öncelikle diğer hayvanlar üzerinden bir takım gözlemler aktararak daha sonra bizim onlarla olan benzerliğimizi ve farkımızı ortaya koymuş. Açık söylemek gerekirse ortada her ne kadar çok büyük bir fark gözükmese de -gelişmiş beynimiz dışında- bazı örneklemeleri evrimsel gelişime yeterli açıklamayı getirmemiş. Ancak yine de farklı bir bakış açısı olduğu için bilmediğimiz bir çok bilgiyi ve gözlemi aktarmış, hem hayvanlar hem de çıplak maymunlar hakkında.

    Eğer belgesel tadında bir kitap okumak istiyorsanız sizin için güzel bir seçim olabilir. Yine de bazı bölümleri okurken tıpkı gece yarısı belgesel izliyormuşcasına gözleriniz kapanabiliyor.
  • İnsanların iki tane dili vardır, karşısındaki insanlarla iletişime geçtiklerinde..
    Bunlardan ilki herkesin doğuştan sahip olduğu sözel dil, bir de yine doğuştan sahip olup, öneminin farkında olmadığı sözel olmayan dil.Neyi kastettiğimi anlamışsınızdır, kitabın ismi işte :)
    Sürekli çevremizde insanlar var. Ve sürekli olarak sözsüz mesaj gönderiyoruz. Onları kandırdığımızı düşünüyoruz bazen.Ama dikkatli olmak gerekir ki bazıları nereye bakmalarını gerektiğini iyi biliyor olabilirler.Bu kitabı "insanlar hakkında şüphelerim artsın, zan üzerine zan altında bırakmalıyım" şeklinde yola çıkarak okumanız büyük bir facia olabilir.Tavsiyem odur ki, yavaş yavaş, okumakta olduğunuz bir romanın yanında çerez niyetine okumanızdır. Çünkü okuyup geçerseniz tehlikeli boyutta Sherlock'luk taslamaua başlayabilme olasılığınız var :)
    Ben şöyle yaptım ve çok faydasını gördüm;
    "Lie To Me " adlı internet dizisinden ara ara dizi bölümleri izledim, parça parça okumalarıma dayanak olsun diye, trt belgesel'in, bbc'nin konuyla ilgili belgesellerini takip ettim ve kafamda kitapta geçtiği şekilde; "nereye bakacağını bilmek" yüzde seksen civarı oturdu. Yalan saptamak konusunda ya da insanları jest ve mimikleriyle yargılamak gibi bir iddiam olmasa da, en azından şahsım adına nelere dikkat edeceğim konusunda tatmin edici bir düzeye eriştiğimi söyleyebilirim..