Rüşvetle satın alınamayacak bu ışıkların izni ve lütufkâr parıltısı olmasa ne hükmü kalır önyargıların, kollayıp kayırmaların, şan ve şöhretin, insanların övgülerinin.
Çünkü seni öyle bir sevgiyle seviyorum ki…tatlı bir ev hayvanını sever gibi seviyorum seni, sanatımın bir yaratısıymışsın gibi seviyorum, bilmeceleri ve tüyler ürpertici şeyleri sever gibi seviyorum. Bedenimin bir uzvu gibi seviyorum aynı zamanda, sabahı karşılayan bir gün gibi seviyor, kendimin tıpatıp bir benzeri gibi, kendi şeytanım, kendi yazgım gibi seviyorum. Peki, sen nasıl seviyorsun beni?