Eve ürkek ve heyecanlı adımlarla yürüyordu. Kapıyı açtığında kulağına irtilti olacağı bir ses gelmişti. Ses öfkeli ve nefret eden bir tondu. Ama bu tanıdık sese arada maruz kalıyor olsada sahibinin varlığına her zman tahammül etmek zorunda kaldığından içindeki heyecanı alıp götürmüştü yerine urkeklik ve korkuyla karışık bir duygu bırakmıştı. Bu ses ona bagriyor olmadık sözler söylüyor adeta kiskirtiyordu. İçinden düşündüğü şey ya uzman görüşlü tedavi alması gerektiğiydi onun. Yada kendisine kötü gelen bu kişiden uzaklara gitse yoluna gidecekti. Maalesef ki buna yirmi yıldan fazla katlanmış. Her türlü şiddetine boyun eğmek zorunda kalmıştı. Hemen herkese ofkeliydi bu yüzden. Gücü yetmiyordu , zayıftı. Kimse tarafından da sevilmemişti bu yüzden ona bu kelime yabancıydı. Olumsuz olan kelimelere daha aşinaydı. Yaşadıklarını düşününce ne kadar aptalca deyip ağlamaklı olmuştu fakat gözyasi bir türlü almıyordu. Kalbi çok kırılmıştı. Bu birikmisligi onu umutsuzlukla çaresizlikle dolu bir dipsiz çukura düşürüyordu. Onun için devran ne zman dönecekti? Çıkış yolu bulabilecek miydi? Peki onu ne kurtaracaktı? Üzgün ,mahsun , çaresiz bu genç 4 duvarlı oda da hapis yaşamak için sadece bakmıştı ona. Sorunları hapsederek çözmeye çalışmanin daha çok sesi çıkıyordu. Sessizlik en etkili gürültüdur. Hiç insanca davranilmadi ona . Niçin peki? Suçu neydi? İnsanları ne yaparak rahatsız ediyordu ki? Bu düşünceler bir bir aklından geçiyor ve her soru başka bir soruyu doguruyordu. Bıkmışti artık. Ona sunulan sebepler öyle saçmaydı ki gözünün üstünde niye kaş vardan feryasın ediliyordu