Kitabımızın konusu;
Ayda yalnızca bir kez açılan gizemli bir fırın var. Evet, gerçekten ayda sadece bir kez! Arka kapağını okuduğumda ben de “Nasıl yani?” demiştim.
Böyle gizemli bir fırın tabii ki sırlarla dolu… Han byeol’ün oldukça sıradan bir hayatı vardır. Her şey yolundayken, Seong geon hakkında ortaya atılan bir zorbalık söylentisiyle düzenleri bir anda altüst olur. İşte tam bu noktada, fırın da kendini göstermeye başlar ve gizemli bir zaman yolculuğu hikâyesi başlamış olur.
Hikayemiz aslında bir çok olaya değinen ve her bir olayda dersler veren bir kitap. Her ne kadar kısa bir kitap da olsa insanın içine işleyen bir hikayesi var diyebilirim. Özellikle Han byeol’ün hem zorbalığın önüne geçmek hem de Seong geon'un okul değiştirmesini engellemek için zamanda geriye gitmesi ve Yuna ile başlayan dostluğunun hem ona hem de Yuna'ya iyi gelmesi çok güzel bir detaydı. Tabi ki bu süreçte verdiği mücadele ve yapmak zorunda kaldığı seçimler çok önemliydi.
Arkadaşlıkların üstünde durulması ve birbirlerine olan sevgi ve güvenlerini o kadar güzel bir şekilde yansıtmış ki yazar okurken gerçekten çok etkilendim.
Ama asıl etkileyen şeylerden biri de peşin hükümlü olmayıp, söylentinin doğruluğunu araştırması çok güzeldi.
Kitapta diğer bir güzel detay fırındaki çıkan her ekmeğin ve kurabiyenin bir anlamının olmasıydı. Bir çırpıda ve çok beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Umarım böyle kitaplar daha çok çıkar.