Kitabımız Büyük Alyssium Kütüphanesi'nde kütüphaneci olarak çalışan ve büyü kitaplarını canı pahasına koruyan Kiela'nın ve yardımcısı konuşan bitki Caz ile başlıyor. Hayatları yolunda giderken bir anda devrim ile kütüphanenin yanması sonucu hem kitapları hem de kendilerini kurtarmak için Kiela'nın çocukluk adasına sığınmasıyla devam ediyor. Tek istedikleri ise sakin ve sessiz bir hayat yaşamaya devam etmeleri...
Fakat her şey tabi ki düşündükleri gibi olmuyor. Aslında kitap tam olarak adaya geldikleri anda başlıyor diyebilirim. Geldikleri gibi ısrarcı ama bir o kadar iyi olan komşuları Larran ile tanışmalarıyla her şey tam anlamıyla başlıyor.
Kitap bana o kadar iyi hissettirdi ki okurken kendimi hep orada hayal ederek okudum. İnsana sakinlik ve huzur vermesi ayrı, bir yandan da dostluğun önemini, yardımlaşmanın ve ihtiyacı olan birine yardım etmenin öneminden bahsetmesi o kadar güzeldi ki. Ada halkının Kiela'ya aile olması ve onu her daim korumaya hazır olmaları, Larran'ın ihtiyacı olduğu her an çıkıp gelmesi, Caz ve Meep'in ise Kiela'nın sadık dostu olması her şeyiyle mükemmel bir şekilde yazılmıştı. Okurken hiç bitmesin istediğim ve her bir sayfasını heyecanla okuduğum bir kitap oldu.
Bu kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz ki kitap sadece Kiela'ya yuva değil, size de yuva oluyor. Evim diye sarılıp onu en güzel şekilde koruyacağınız bir kitap haline geliyor.