• Benim müslüman oluşumda birincil etmen insan-dünya ilişkisi midir? Hiç kuşkusuz, evet. İnsanın önemine, değerine inanmak nerede insanları önemsiz ve değersiz kılıyordu ise ben orada yoktum. Müslüman olmak beni, kendimi bildim bileli içine düştüğü yalnızlıktan çekip çıkardı.
  • Bütün bu işler olurken ben neredeydim? Şuurum, iradem uçup gitmişti de ortada hissiz, düşüncesiz boş bir kalıp halinde mi kalmıştım? Beni bir taş bebek gibi süsleyip püslemişler ve bir yerimden kurarak kımıldatmışlar, yürütmüşler, oturtup kaldırmışlar mıydı?
  • Aşk beni arif etti,
    İnceltti zarif etti.
    Ben aşkı bikmez idim,
    Aşk beni tarif etti.




    Mevlana
  • 448 syf.
    ·5 günde·Beğendi·9/10
    Şimdi Jennifer McMahon' un güzel bir yazım dili olduğunu biliyordum ondan dolayı bu beni şaşırtmadı. Yazarın ilk okuduğum kitabı olan Şeytanın Eli ile 29. Oda yı karşılaştırırsam bence 29. Oda daha güzel. Çünkü ben konusunu daha çok beğendim daha yaratıcıydı ve her konu her şekilde birbirine bağlantılı ve olaylar basamak basamak sıralanıyor yani sanki bir Sherlock edasıyla gizemleri çözümlüyorsunuz. Ben çok çok beğendim hatta neredeyse 2 sayfada bir bir yerleri çizdim. Ben yazara güvenerek bu kitabı rastgele almıştım. İyi ki almışım pişman değilim. Bu arada konularına bakmadan alıyorum okadar güveniyorum yani. Veee sıradaki hedefim Eva'nın Çığlığı. Yani 29. Odayı okuyun derim pişman olmayacaksınız.
  • "Haydi ben bensiz geleyim, sende sensiz gel,"demiş Mevlâna. Önyargısız bir buluşma, gerçek bir dinleme için bundan daha iyi bir reçete düşünemiyorum.
    Kemal Sayar
    Sayfa 118 - Kapı Yayınları
  • Buraya kadar ki içsorgum olasiliklarin insanlarin hayatlari ve oteki hayatları uzerindeki etkilerinin adaletli olup olmadigi buradan sonraysa zaman kavraminin kendisinin cennet veya cehennemde yargılama konusunda ne kadar acımasız olabileceği ve kendimce mantıksızlıği.
    *** ** ***
    Demem o ki sonsuz olasılık var.
    Müslümanlıkta tanrı, olacak herşeyi bir kitaba yazmıştır denir(metaforik olarak kullanılıyor bu herhalde deftere niye yazsın, herseyi kesin olarak bildiğini ima etmesi için) bu kitapta tek seferde yazılıp kapağı kapatılan bir kitap ve değişmeyeceğinede göre, tanrı mutlak(olasiliklarin olmadığı dedigimde, olasılıkların yaşanmayacakları tanriya gore kesin olduğu için önemsiz olduğunu anlayin olasılıklar kağıt uzerinde kesinlikle vardirlar) tek ve geçerli zamanı görebilme yetisine sahiptir diyebiliriz.
    *** ** ***
    Laplace diye biri, ortaya bir varlık attı laplace şeytanı diye. Daha metafizik veya belirsizlik ilkesi ortalarda yok iken makro evrene hükmeden yasaların belirli bir düzende, belirlilikte olduğuna inanılıyordu. Bilimsel determinizm deniyor buna ve bu şeytanda bununla doğdu, kısaca diyordu ki laplace, eğer bu varlık, evrene saçılmış tüm maddelerin, ayrı ayrı her birine etki eden kuvvetleri bilirse, bulunduğu evrenin herhangi zamanında seçilmiş bir noktadan gecmisini ve geleceğini bilen bir varlık olur.
    Buradan anladığımız şey, evrenin tek bir zaman çizgisi olabileceği bir çember dimi? Maddelerin dogru bir şekilde ne yapacağını kesin olarak biliyorsa başta bahsettiğim dallanan ağaçtan çok, kesin bir yuvarlak zamana sahip oluruz, herşey bellidir cünkü, bu zaman anlayışında olasılığa, beklenmeyen bir şeyin gerceklesmesine imkan yoktur, farklı gerçekliğe yer yoktur. Yani atıyorum o ali o saatte oraya her türlü gidecekti ve vurulacaktı. Başka hiçbir olasılık yoktu biri bi anda çıkıp, 'torbalarımı araba götürmeme yardımcı olur musunuz?' lafıyla veya herhangi bir başka seyle ölümünü engelleyemezdi. Ne dedik yuvarlak zaman herşey çoktan olmuş veya olmayı bekliyor, bir yuvarlağın sonu yoktur. Yuvarlakta bir noktaya parmağınızı koyun, bu nokta, zamanda hergangi bir olayı temsil etsin, ve o noktadan sağa veya sola kaydirin parmaginizi olaylar neden sonuca bagli gelisecektir ve 359uncu derece sondur ama 360dereceyi tamamlayıp parmaginiz ilk seçtiğiniz noktaya geldiğinde aynı olaya gelirsiniz, ve o olayin tekrar yaşanması icin çemberde ki olaylarin değişmemesi gerekir, herşey tekrar yaşanır veya yaşanmaz mesele o değil hersey gecmisi ve gelecegiyle vardır (dark dizisindeki ilk sezon gibi 2.sezonu izlemedim) dairedeki olayları degiştirmek imkansizdır, bakın "eğer" dairesel(bundan sonra dairesel diyince olasiliksiz,tek zaman kavrami gelsin aklınıza) bir zaman var ise ne biz zaman boyutunda kapana kisilmişken, tanrinin kitabina onceden yazdığı yazgiyi değiştirebiliriz (kitapta yazanları,yani geleceği bilmeden). Ne de (suan icin bu ornek absurt amacim birseyi orneklemek) zaman yolculuğu yapabilecegimiz bir yılda şimdi ki zamanimizda birşeyden rahatsiz olup gecmise(gelecegi bildiginiz) gidip geleceğin, zaman yoculugu yapmadan önce bulundugunuz zamanda olaylarin varoldugu gibi olmadığı bir gelecek yaratmayı başarabiliriz. İlahi zamana göre olaylar şöyle işler
    örneğin kuzeniniz var ve sizin bir yakınınızı öldürdü, onu geçmise gidip bu olay yaşanmasın diye öldürmeye karar verirsiniz, çocukluğuna gidip onu boğup bir yere atarsınız kendi zamaniniza geldiğinizde hiçbir şeyin değişmediğini görürsünüz çünkü kuzeninizi tam boğamamışsınızdır. Ve zaten büyük ihtimalle, sizin yakininizın "katlinden" sonra geçmişe gidip "katil"i boğmaya çalışmanız, ona çocukluk travması yaşatıp katil bir kişilik yaratma kapısını aralamıştır. Zaten en başında siz geçmiş gidip o çocuğu öldürmeye karar verdiğinizde bile bunu başaramayacaginiz bellidir çünkü zaten simdiki zamaninizda o çocugun buyumus hali varsa gecmiste ölmemesi gerekmektedir.
    Ne alaka diyorsun bunu dememin amacı size şunu biraz daha açmaya calismak, ilahi zamanda (tanrinin zamanında) degişme olamaz. Çoklu evren diye birsey olasilik diye birsey yoktur.
    değiştirme şansın varmiş gibi gözükür,saçma sapan birşey yaparak normalde yapmayacağım ve dolayısıyla gercekligimdede olmamasi gereken birsey yaptigim icin gelecegimi degistirdigimi dusunebilirim ama öyle değil, mesela, telefonum caldı beni annem çağırıyor ve ayni anda arkadasim aradı o da cagiriyor, ben diyebilirim ki seçme sansim var özgürüm, özgür oldugunu bile bile hatta daha da genisletmek amaciyla dersin ki normalde 2sinden birini yapmam olasılıkli yani tahmin edilebilir, 2sinide yapmıyorum gidip bi sahile oturucam kitap okurken amuda kalkıcam, sonra düşünürsün bunu yapabileceğimi hangi varlik bilebilir ki ben bile 1sn de karar verdim ama halbu ki o seçiminde belliydi ve degistirilemezdi çunku o varlik (tanri) telefonun caldiginda senin bu düşünce dizinini, o düşünce dizinine sebep verebilecek beynindeki her türlü kimyasalı(duyguları) veya senin onu seçmenle seçmemen arasındaki olasılıkta en ufak önem arz eden unsurları, bilgi kırıntılarını bilme yetisine sahip olduğu için (senin aklına 1sn de gelmesi onemsiz) senin bunu yapacagini biliyordu. Matematik gibi düşünün her bir aksiyon anında yapılacak eyleme etki eden geçmişten gelen ve güncel unsurlar denkleme alınır x(sonuç, Aksiyon) bulunur. Yani sen o varlığın senin için çizdiği kaderi (yuvarlağı) ne kadar bozmaya çalışırsan çalış asla başaramazsın.
    Yani sen yaptiğin eylemleri özgür iradenle yapsanda bu özgür irade sonuçta belli ve tanriya gore her an yasaniyor veya yaşanmış. Tanriya gore biz ruh iken soz verdigimizde coktan dunyanin sonu gelmişti tanriya gore isa dunyaya gonderildiginde yine coktan muhammedde gonderilmisti, film gibi düşünün, biz filmin oyunculariyiz, filmin her dakikasında ne yapacağımız bellidir film bir kere çekilmiş ve izlenime sunulmustur tanriysa media playerindan filmi geri sarabilir ileri sarabilir belli bir sahneyi durdurabilir veya sonsuza kadar izleyebilir tanri evrenle birlikte bir film yaratti, ve istedigi zamanina erisme ozgurlugu var.
    Yani tanrinin o yazmış oldugu kitap degistirilemez, onun zaman algisi nihaidir. Bizdeyse maks şu olabilir, Determinizm ilkesiyle tezatlık icinde olan ilkelerden biri belirsizlik ilkesidir.
    Determinizm ve nedensellikden laplace seytani doğmadı mi? Bu seytan nedenselligin ihlali gecerli olmadigi durumlarda tum maddelerin ozelliklerini bilirse geçmişi gelecegi tahmin edebilme yetisine sahip degil mi? Nedensellik varsa ve evrenimiz tek evrense, buda tanrinin kitabina yazdigi kader gibi tektir ve degismezdir degil mi? Benziyorlar yani. Ama nedenselligin ihlali olmadigi durumlarda dedik, öncesinde de belirsizlik ilkesi determinizm(belirlilik) ilkesiyle tezatlık olusturur dedik. Belirsizlik ilkesi şudur, siz bir şeyin bir spesifik özelliğini ne kadar kesin olcerseniz diger özelliklerini ölçmeniz bir o kadar "az kesin" olacaktır. Hizini tam mi ölçtün, konumunu kesin ölçemezsin, konumunu yalnızca en iyi sekilde "tahmin edebilirsin", suralarda diyebilirsin, gibi. Burda belirsizlik, bizim insan aklının mantik cerceveside hayal edebilecegi "gelecegi en dogru tahmin edebilen varlik" kavramına bariz bir kisitlama getiriyor, laplace seytani çalişamaz yani en azından kesin tahminlerde bulunamaz. En başta bahsettigim olasiliklara geliyorum simdi, olasılıklarda burda doğar, tanri icin olasiliklar olmasa da, bizim için hala vardir bizim gelecegi en iyi şekilde tahmin edebilecek varlığımizi update edersek kabaca soyle birseye ulasiriz. Gelecegi tahmin edebilir, ama kesin, tek bir tahmin seklinde değil, gelecekte şunlar şunlar olabilir, şunun olma olasiligi sudur bunun ki budur gibi.
    Örneğin bir bozuk paramiz var elimizde ve yazi tura aticaz bunun sonucunu 3 farkli varliga göre yazalim.
    1)Biz insanlara göre yazi tura şanş işidir, elinde meteliği olan, parayi atmadan sorar yazi mi tura mı? O an ne hissediyorsan soylersin ve kazanirsin veya kaybedersin, şanş geçerli olan faktördür.
    2)Tanriya göre, biz yazi turayi atmadan zaten bunu bildigi icin ve ona gore tek bir zaman oldugu icin kitapta yazan neyse o gelicektir zaten mehmetle ahmet yazi tura atti yazi geldi, o bunu zaten biliyordu tum zamana erisimi oldugu icin.(yalnızca determinizm ve nedensellikten olusan laplace şeytanimizda ayni sekilde kesin bilirdi bunu ama bu suanki bilime göre geçersiz)
    3)Ama belirlilik ve belirsizlik ilkesiyle harmanlanmis laplace şeytanina göreyse (suan icin gelecek ongorusu yapabilecek en mantıki varligimiz olan) şöyle olur, parayi atan herifin parayi atma hizi, yazi mi yoksa tura mi ustteyken atması, ruzgar hizi, yukariya atma mesafesi, parayi atarken dokundugu yer vs vs yani o paraya etki eden tum unsurlari bilir ve kesine yakin bir sonuca varir(bu is yazi tura gibi 2sonucun gerceklesebilecegi bir gelecek tahmini oldugu icin 99 gibi yuksek bi oranda doğru tahmin edicektir olasiliklar herzaman 99a 1 kadar basit olmaz cunku her zaman 2sonucun gerceklesebilecegi bir tahmin olmaz veya okadar kolay olmaz) kesine yakın bir sonuç, bu ne demek? Hala diger gercekligin gerceklesme olasiligi var, yüzde 1bile olsa belirsizlik bize küçük de olsa olasiligi az olanin gerceklesme olasılığını olduğunu soyler.
    Yani metin ve alinin hikayesinin tanrisal zamanı aciklamaya basladiktan sonra sacma oldugunu dusunenler olmuştur o tanrisal zaman, bizim gercekligimiz aslinda örnek 1, şansa gore yaşıyoruz ama 2nasil tanrinin nihai zamaniysa bizim de nihaimiz 3. Ornektir her ne kadar kesin tahmin yapamasakta kesine yakın tahminler yapabilecek bilgisayarlar yapabiliriz, hadi yapamadik en azından kagit üstünde bir olasılıktır bu ve Tanrı bize bunu "olasılıklı" kilmiştir. Peki soruyorum
    *** ** ***
    Tüm bunları bu olasiliklari veya kendine gore olasılıksızlikları ve benim aklimin almayacagi, alinanlarin da hepsini buraya yazamayacagim birsürü şeyi, onceden bilen ve cennet cehennem olayinin ne kadar saçma olabilecegini (hem olasilikarin var olduğu hemde olmadigi zaman algisinda) cesitli nedenlerden dolayi inananlarin yaninda, inanmayanlarinda olacagini zaten bilen tanri neden böyle gereksiz bir şey yapiyor ki? Allah beni herseyi bildigi halde neden cehennemde sonsuza kadar yakiyor allah mazoşist mi?
  • Buraya kadar ki içsorgum olasiliklarin insanlarin hayatlari ve oteki hayatları uzerindeki etkilerinin adaletli olup olmadigi buradan sonraysa zaman kavraminin kendisinin cennet veya cehennemde yargılama konusunda ne kadar acımasız olabileceği ve kendimce mantıksızlıği.
    *** ** ***
    Demem o ki sonsuz olasılık var.
    Müslümanlıkta tanrı, olacak herşeyi bir kitaba yazmıştır denir(metaforik olarak kullanılıyor bu herhalde deftere niye yazsın, herseyi kesin olarak bildiğini ima etmesi için) bu kitapta tek seferde yazılıp kapağı kapatılan bir kitap ve değişmeyeceğinede göre, tanrı mutlak(olasiliklarin olmadığı dedigimde, olasılıkların yaşanmayacakları tanriya gore kesin olduğu için önemsiz olduğunu anlayin olasılıklar kağıt uzerinde kesinlikle vardirlar) tek ve geçerli zamanı görebilme yetisine sahiptir diyebiliriz.
    *** ** ***
    Laplace diye biri, ortaya bir varlık attı laplace şeytanı diye. Daha metafizik veya belirsizlik ilkesi ortalarda yok iken makro evrene hükmeden yasaların belirli bir düzende, belirlilikte olduğuna inanılıyordu. Bilimsel determinizm deniyor buna ve bu şeytanda bununla doğdu, kısaca diyordu ki laplace, eğer bu varlık, evrene saçılmış tüm maddelerin, ayrı ayrı her birine etki eden kuvvetleri bilirse, bulunduğu evrenin herhangi zamanında seçilmiş bir noktadan gecmisini ve geleceğini bilen bir varlık olur.
    Buradan anladığımız şey, evrenin tek bir zaman çizgisi olabileceği bir çember dimi? Maddelerin dogru bir şekilde ne yapacağını kesin olarak biliyorsa başta bahsettiğim dallanan ağaçtan çok, kesin bir yuvarlak zamana sahip oluruz, herşey bellidir cünkü, bu zaman anlayışında olasılığa, beklenmeyen bir şeyin gerceklesmesine imkan yoktur, farklı gerçekliğe yer yoktur. Yani atıyorum o ali o saatte oraya her türlü gidecekti ve vurulacaktı. Başka hiçbir olasılık yoktu biri bi anda çıkıp, 'torbalarımı araba götürmeme yardımcı olur musunuz?' lafıyla veya herhangi bir başka seyle ölümünü engelleyemezdi. Ne dedik yuvarlak zaman herşey çoktan olmuş veya olmayı bekliyor, bir yuvarlağın sonu yoktur. Yuvarlakta bir noktaya parmağınızı koyun, bu nokta, zamanda hergangi bir olayı temsil etsin, ve o noktadan sağa veya sola kaydirin parmaginizi olaylar neden sonuca bagli gelisecektir ve 359uncu derece sondur ama 360dereceyi tamamlayıp parmaginiz ilk seçtiğiniz noktaya geldiğinde aynı olaya gelirsiniz, ve o olayin tekrar yaşanması icin çemberde ki olaylarin değişmemesi gerekir, herşey tekrar yaşanır veya yaşanmaz mesele o değil hersey gecmisi ve gelecegiyle vardır (dark dizisindeki ilk sezon gibi 2.sezonu izlemedim) dairedeki olayları degiştirmek imkansizdır, bakın "eğer" dairesel(bundan sonra dairesel diyince olasiliksiz,tek zaman kavrami gelsin aklınıza) bir zaman var ise ne biz zaman boyutunda kapana kisilmişken, tanrinin kitabina onceden yazdığı yazgiyi değiştirebiliriz (kitapta yazanları,yani geleceği bilmeden). Ne de (suan icin bu ornek absurt amacim birseyi orneklemek) zaman yolculuğu yapabilecegimiz bir yılda şimdi ki zamanimizda birşeyden rahatsiz olup gecmise(gelecegi bildiginiz) gidip geleceğin, zaman yoculugu yapmadan önce bulundugunuz zamanda olaylarin varoldugu gibi olmadığı bir gelecek yaratmayı başarabiliriz. İlahi zamana göre olaylar şöyle işler
    örneğin kuzeniniz var ve sizin bir yakınınızı öldürdü, onu geçmise gidip bu olay yaşanmasın diye öldürmeye karar verirsiniz, çocukluğuna gidip onu boğup bir yere atarsınız kendi zamaniniza geldiğinizde hiçbir şeyin değişmediğini görürsünüz çünkü kuzeninizi tam boğamamışsınızdır. Ve zaten büyük ihtimalle, sizin yakininizın "katlinden" sonra geçmişe gidip "katil"i boğmaya çalışmanız, ona çocukluk travması yaşatıp katil bir kişilik yaratma kapısını aralamıştır. Zaten en başında siz geçmiş gidip o çocuğu öldürmeye karar verdiğinizde bile bunu başaramayacaginiz bellidir çünkü zaten simdiki zamaninizda o çocugun buyumus hali varsa gecmiste ölmemesi gerekmektedir.
    Ne alaka diyorsun bunu dememin amacı size şunu biraz daha açmaya calismak, ilahi zamanda (tanrinin zamanında) degişme olamaz. Çoklu evren diye birsey olasilik diye birsey yoktur.
    değiştirme şansın varmiş gibi gözükür,saçma sapan birşey yaparak normalde yapmayacağım ve dolayısıyla gercekligimdede olmamasi gereken birsey yaptigim icin gelecegimi degistirdigimi dusunebilirim ama öyle değil, mesela, telefonum caldı beni annem çağırıyor ve ayni anda arkadasim aradı o da cagiriyor, ben diyebilirim ki seçme sansim var özgürüm, özgür oldugunu bile bile hatta daha da genisletmek amaciyla dersin ki normalde 2sinden birini yapmam olasılıkli yani tahmin edilebilir, 2sinide yapmıyorum gidip bi sahile oturucam kitap okurken amuda kalkıcam, sonra düşünürsün bunu yapabileceğimi hangi varlik bilebilir ki ben bile 1sn de karar verdim ama halbu ki o seçiminde belliydi ve degistirilemezdi çunku o varlik (tanri) telefonun caldiginda senin bu düşünce dizinini, o düşünce dizinine sebep verebilecek beynindeki her türlü kimyasalı(duyguları) veya senin onu seçmenle seçmemen arasındaki olasılıkta en ufak önem arz eden unsurları, bilgi kırıntılarını bilme yetisine sahip olduğu için (senin aklına 1sn de gelmesi onemsiz) senin bunu yapacagini biliyordu. Matematik gibi düşünün her bir aksiyon anında yapılacak eyleme etki eden geçmişten gelen ve güncel unsurlar denkleme alınır x(sonuç, Aksiyon) bulunur. Yani sen o varlığın senin için çizdiği kaderi (yuvarlağı) ne kadar bozmaya çalışırsan çalış asla başaramazsın.
    Yani sen yaptiğin eylemleri özgür iradenle yapsanda bu özgür irade sonuçta belli ve tanriya gore her an yasaniyor veya yaşanmış. Tanriya gore biz ruh iken soz verdigimizde coktan dunyanin sonu gelmişti tanriya gore isa dunyaya gonderildiginde yine coktan muhammedde gonderilmisti, film gibi düşünün, biz filmin oyunculariyiz, filmin her dakikasında ne yapacağımız bellidir film bir kere çekilmiş ve izlenime sunulmustur tanriysa media playerindan filmi geri sarabilir ileri sarabilir belli bir sahneyi durdurabilir veya sonsuza kadar izleyebilir tanri evrenle birlikte bir film yaratti, ve istedigi zamanina erisme ozgurlugu var.
    Yani tanrinin o yazmış oldugu kitap degistirilemez, onun zaman algisi nihaidir. Bizdeyse maks şu olabilir, Determinizm ilkesiyle tezatlık icinde olan ilkelerden biri belirsizlik ilkesidir.
    Determinizm ve nedensellikden laplace seytani doğmadı mi? Bu seytan nedenselligin ihlali gecerli olmadigi durumlarda tum maddelerin ozelliklerini bilirse geçmişi gelecegi tahmin edebilme yetisine sahip degil mi? Nedensellik varsa ve evrenimiz tek evrense, buda tanrinin kitabina yazdigi kader gibi tektir ve degismezdir degil mi? Benziyorlar yani. Ama nedenselligin ihlali olmadigi durumlarda dedik, öncesinde de belirsizlik ilkesi determinizm(belirlilik) ilkesiyle tezatlık olusturur dedik. Belirsizlik ilkesi şudur, siz bir şeyin bir spesifik özelliğini ne kadar kesin olcerseniz diger özelliklerini ölçmeniz bir o kadar "az kesin" olacaktır. Hizini tam mi ölçtün, konumunu kesin ölçemezsin, konumunu yalnızca en iyi sekilde "tahmin edebilirsin", suralarda diyebilirsin, gibi. Burda belirsizlik, bizim insan aklının mantik cerceveside hayal edebilecegi "gelecegi en dogru tahmin edebilen varlik" kavramına bariz bir kisitlama getiriyor, laplace seytani çalişamaz yani en azından kesin tahminlerde bulunamaz. En başta bahsettigim olasiliklara geliyorum simdi, olasılıklarda burda doğar, tanri icin olasiliklar olmasa da, bizim için hala vardir bizim gelecegi en iyi şekilde tahmin edebilecek varlığımizi update edersek kabaca soyle birseye ulasiriz. Gelecegi tahmin edebilir, ama kesin, tek bir tahmin seklinde değil, gelecekte şunlar şunlar olabilir, şunun olma olasiligi sudur bunun ki budur gibi.
    Örneğin bir bozuk paramiz var elimizde ve yazi tura aticaz bunun sonucunu 3 farkli varliga göre yazalim.
    1)Biz insanlara göre yazi tura şanş işidir, elinde meteliği olan, parayi atmadan sorar yazi mi tura mı? O an ne hissediyorsan soylersin ve kazanirsin veya kaybedersin, şanş geçerli olan faktördür.
    2)Tanriya göre, biz yazi turayi atmadan zaten bunu bildigi icin ve ona gore tek bir zaman oldugu icin kitapta yazan neyse o gelicektir zaten mehmetle ahmet yazi tura atti yazi geldi, o bunu zaten biliyordu tum zamana erisimi oldugu icin.(yalnızca determinizm ve nedensellikten olusan laplace şeytanimizda ayni sekilde kesin bilirdi bunu ama bu suanki bilime göre geçersiz)
    3)Ama belirlilik ve belirsizlik ilkesiyle harmanlanmis laplace şeytanina göreyse (suan icin gelecek ongorusu yapabilecek en mantıki varligimiz olan) şöyle olur, parayi atan herifin parayi atma hizi, yazi mi yoksa tura mi ustteyken atması, ruzgar hizi, yukariya atma mesafesi, parayi atarken dokundugu yer vs vs yani o paraya etki eden tum unsurlari bilir ve kesine yakin bir sonuca varir(bu is yazi tura gibi 2sonucun gerceklesebilecegi bir gelecek tahmini oldugu icin 99 gibi yuksek bi oranda doğru tahmin edicektir olasiliklar herzaman 99a 1 kadar basit olmaz cunku her zaman 2sonucun gerceklesebilecegi bir tahmin olmaz veya okadar kolay olmaz) kesine yakın bir sonuç, bu ne demek? Hala diger gercekligin gerceklesme olasiligi var, yüzde 1bile olsa belirsizlik bize küçük de olsa olasiligi az olanin gerceklesme olasılığını olduğunu soyler.
    Yani metin ve alinin hikayesinin tanrisal zamanı aciklamaya basladiktan sonra sacma oldugunu dusunenler olmuştur o tanrisal zaman, bizim gercekligimiz aslinda örnek 1, şansa gore yaşıyoruz ama 2nasil tanrinin nihai zamaniysa bizim de nihaimiz 3. Ornektir her ne kadar kesin tahmin yapamasakta kesine yakın tahminler yapabilecek bilgisayarlar yapabiliriz, hadi yapamadik en azından kagit üstünde bir olasılıktır bu ve Tanrı bize bunu "olasılıklı" kilmiştir. Peki soruyorum
    *** ** ***
    Tüm bunları bu olasiliklari veya kendine gore olasılıksızlikları ve benim aklimin almayacagi, alinanlarin da hepsini buraya yazamayacagim birsürü şeyi, onceden bilen ve cennet cehennem olayinin ne kadar saçma olabilecegini (hem olasilikarin var olduğu hemde olmadigi zaman algisinda) cesitli nedenlerden dolayi inananlarin yaninda, inanmayanlarinda olacagini zaten bilen tanri neden böyle gereksiz bir şey yapiyor ki? Allah beni herseyi bildigi halde neden cehennemde sonsuza kadar yakiyor allah mazoşist mi?