Geçenlerde gördüm kuzenim wp durumu yapmış efendim "sevmek suçsa, cezam idam olsun!!!" (evet hemi de sonunda 3 tane ünlem vardi böylee :D )
Yahu yaşini söylemek istemiyorum gerçekten çünkü bedeni ergenlikten çıkan ama ruhu kalanlardan imiş, anladım ki. Her zamanki gibi rakamlar da yanıltıcı olacaktır yani ;)

...her ne ise. Benim söylemek istediğim bir iki kelam vardi, ondan başladim bu iletiye.
Geçtiğimiz zamanlarda farklı konularda sohbet ettiğim farklı kullanıcılar oldular. Saygı çerçevesinde 'herkese' dönmeye çalıştım. Ne yazık ki benim iyi bir sebeple kullandiğim:":)" aha da bu gülen surattan (ki bazen lafı sokmak için de kullanirim ama neyse) kendi zatını arşta hissedenler oldu da. Hani haber vereyim dedim. Benim tartışmak için daima çayım hazırdır efendim. Fikirlerimiz konuşsun isterseniz buyrun. Hani başka niyetiniz varsa, hiç zahmet etmeyin bile diye söylüyorum bunları. Başka uygulamalar daha yardimci olabilir size ;;)

....


En baştaki wp durumuna gelecek olursak da. Bir acı çektiğinizde Allah aşkına bu dünyada acı çeken, karşılıksız seven ilk insan olduğunuzu düşünmekten vazgeçin.
Gerçekten seviyor iseniz de idam sizi sevgiyi görmekten mahrum bırakacaktır yahu bu ne biçim hacet ?!!

Neyse, açıklamalı ve düşünceli bir ileti oldu. Eh saat gece 1:24 yazma şevkim gelmişken bunu buralarda heba etmeyeyim ben.
Mesajı verdiğimi düşünüyorum. Hoş yanıt bulamayınca engel atanını bile gördü bu gözler :D te Allahim bak :D

Hadi sağlıcakla kalın a dostlar!
Ve tebessüm eksik olmasın yanınızdan siz her zaman iki nokta ve bir parantezle yürüyün acılara... : + ) = :)

Bir Ayrılış Hikaysi
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini.
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak.
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak.
Kadın sustu.
Sarıldılar.
Bir kitap düştü yere,
kapandı bir pencere,
Ayrıldılar.

NAZIM HİKMET

kzpmzaad, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Üzülme baba,"dedim,"alt tarafı bir ev,alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz,yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra,söz,alırız bir ev daha." "Ona üzülmüyorum ki ben,"dedi babam. "Her ay evin taksidini ödedik de ne oldu. Bak,uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık."

Müptezeller, Emrah SerbesMüptezeller, Emrah Serbes

Bir aşk illa bir insana mı duyulmalı?Gökyüzüne duyulamaz mı?Yıldızların asaletine,en sevdiğin kitabın 67.sayfasındaki 4.paragrafın 7.cümlesine?Annenin saçlarının kokusuna?Şehrin üstünü bir pus gibi kaplamış bulutlara?Toprağı besleyen suya?Hayallerimizin içine düştüğü suya?Bir mevsimin kendine has görsel şölenine?Beynimizde sinir hücrelerinin birbirlerine yardım eli uzatmasıyla oluşan kardan adama?Kar adamın burnundaki havuca?Havucu seven tavşana?Onu vuran avcıya?Avcı..Bir Alman şarkısında duymuştum,her mesleğe bir renk yakıştırılıyordu.Avcıya siyah denmişti,siyahlara bürünür diyordu.Siyah..Peki ya ben siyaha aşık olduysam?Beyaza kan kusmam mı gerekir?

15 Temmuz - Ömer Halisdemir 30 Kuş
Ben, babamın en hüzünlü yanıyım.

Ben, babamın aslan kahramanıyım

Öyle değil mi baba!

Gözlerin kıpkırmızı.

Çok mu ağladın?

Baba, o geceyi birde benden dinle.

Ama her zamanki gibi dinle,

Tebessümle.

Rüyamda kanat sesleri duydum, mevsim yazdı.

Kanat seslerinin ardından,

Muhteşem bir koku yayıldı etrafa.

Sanki biraz gül biraz leylaktı.

Sonra otuz kuş gördüm, hepsi beyazdı.

Otuz kuş, gökyüzüne şehadet diye yazdı.

Bir ses duydum, sala sesiydi.

“Hayırdır” dedim.

“Hayırdır” dediler.

Çukur Kuyu’daki gökyüzü gibiydi uçtukları yer.

Ve beni tutup gökyüzüne yükselttiler.

Kanatlarında kan vardı.

“Hayırdır” dedim.

Hadi sende uç,

Bizden hızlı uçabilirsin dediler.

Otuz kuş, beni boşluğa bıraktı Baba.

Birden uyandım.

“Hayrolur” dedim.

Meğer, gecesi vatanım için kâbus olacak bir güne uyanmışım.

Gökyüzünün yıldızlarını çalıp omuzlarına takan hain yüzler gördüm o gece.

Ruhları yoktu.

Korkar mı senin oğlun, korkmaz..

Korkmadım!

Zekai paşamı aradım.

“O makam senin namusundur Ömer.

Ben gelene kadar namusunu koru.

Gerekirse o vatan hainini vur.

Vazifenin sonunda şehadette var Ömer.

Hakkını bana helal et..”

Paşam, şehadet der demez,

Yine kulağıma kanat sesleri geldi.

Rüya değil bu kez.

Uyanıktım.

Muhteşem bir koku yayıldı odaya.

Bir şey oldu o an..

Sanki Ellerim, omuzlarım çeliktendi.

Sanki tek başıma tüm dünyayla savaşabilirdim.

Vatan hainine döndüm,

Arkasında karanlık yüzlü adamları vardı.

“Giremezsiniz!” Dedim.


Bir aslanın karşısında duran çakallar gibiydiler.

Ve saldırdılar.

Silahımı çekip baş haini alnından vurdum.

Yine kuşları gördüm baba.

Bana doğru uçuyordu.

Otuz kuş, kanat sesleri, vücuduma dokunan..

Ve kanatlarında kan.

Sala sesi, gökleri yırtan.

Muhteşem bir koku.

Gül mü? leylak mı? içime yayılan

Ve Çukur Kuyu’nun gökyüzü,

Masmavi, Bulutsuz ve sessiz.

Ve sessizlik…

İçimde huzur, Gökyüzündeyim.

Ama artık kuşlar beni tutmuyor baba.

Uçuyorum.

Ve onlardan hızlıyım.

Meğer ben, şehit olmuşum baba.

Bil ki yalnız değilim burada.

Yine ordudayım,

Şehitler ordusunda.

Baba, ne oldu biliyor musun?

Peygamber alınlarımızdan öptü.

Şehitlere dedi ki;

“Kardeşlerinizi tebrik edin,

Bunlar benim garip şehitlerimdir.

Çünkü sizler düşmanla savaşırken şehit oldunuz,

Onlar kardeş bildikleri hainlerle savaştı.

Sizlerin silahları vardı,

Ama bunlar silahsızdı.

Sizler tanklarla savaştınız,

Bunlarsa kendi tanklarının altında ezildi.

Sizler uçaklarla düşmanı bombalarken şehit oldunuz,

Ama bunlar kendi uçaklarından atılan bombalara göğüslerini siper etti.

Bunlar benim gariplerimdir.

Tebrik edin kardeşlerinizi.”

Baba, milletime söyle;

Al bayrağın dalgalandığı her yerde biz varız.

Paşama söyle;

Namusumu çiğnetmedim.

Anama, çocuklarıma, eşime, kardeşlerime söyle;

Deki Ömer size bir vatan bıraktı.

Çekinmeden, bu vatan bizim diyebilirsiniz.

Çünkü bedelini ödedim.

Baba, ben oğluma, Ertuğrul’a bu vatan için ölmeyi öğrettim.

Sende bana öğrettiğin gibi,

Vatan için yaşamayı öğret.

Bu vatan sizin baba!

Otuz kurşun yedim,

Bedelini ödedim.

Babacığım;

Hürmetle ellerinden öperim.

Ben, babamın en hüzünlü yanıyım,

Ben, babamın aslan kahramanıyım

Ben, vatanımın asil kahramanıyım…

https://youtu.be/l6vH1N0ACfU