Bugüne kadar para kaybetmekten hoşlanan hiç kimse çıkmadı karşıma. Bunun yanı sıra, bunca yıldır zengin olup da para kaybetmemiş kimseyle karşılaşmadım. Öte yandan yatırım yapıp tek bir sent kaybetmemiş yoksul kimseyle de tanışmadım. Para kaybetme korkusu gerçek. Bu, herkeste vardır. Zenginlerde bile. Ama sorunun korkuyla ilgisi yok. Korkuyla nasıl başa çıktığınızla ilgili. Kaybetmenin üstesinden nasıl geldiğiniz önemli. İnsanın yaşamını değiştiren, başarısızlığı nasıl ele aldığınızdır. Zenginle yoksul arasındaki asıl fark, korkuyu ele alma biçimleridir. Evhamlı olmak doğal. Para söz konusu olduğunda korkak davranmak da. Yine de zengin olabilirsiniz.
Hepimiz kimi konularda kahraman kesilirken, başka konularda korkağızdır. Bir arkadaşımın karısı acil serviste hemşire. Kan görünce hemen kolları sıvayıp onu durdurmaya koşar. Ne var ki, yatırımdan söz açılınca pıl pırtıyı toplayıp kaçar. Ben kan görünce koşmam. Düşer, bayılırım.
Zengin baba para korkusunu çözmüştü. "Kimi vardır, yılandan korkar. Kimi para kaybetmekten. İkisi de korku," derdi. Para kaybetmekten duyulan korkuyu alt etmek için çözümü, şu kafiyeyi yinelemekti:
"Riskten ve kaygıdan korkuyorsan, erken davran."Erken yaşta başlarsanız, zengin olmanız kolaylaşır. Burada ayrıntılara girmeyeceğim, ancak yirmi yaşında tasarrufa başlayan bir kimseyle otuz yaşında başlayan arasında büyük bir fark bulunmaktadır.