Yarının Öyküleri elime ulaştığı gün büyük bir merakla başlamıştım ve bugün bitirdim.
Her öykü, geleceğe dair düşündürücü bir pencere açıyor. insanın varoluşunu, ahlaki sınırlarını ve seçimlerini ele alıyor
Öykülerde yapay zeka , gelecek toplumları ve olası dünyalar kadar; “insan olmak nedir?”, “ilerleme gerçekten bizi ileri mi götürüyor?” soruları da var.
Kimi zaman rahatsız eden, kimi zaman düşündükçe derinleşen bir kitap.
En beğendiğim öykü Şeytanla Söyleşi oldu.
Kitap için ve bu güzel paylaşım için çok teşekkür ederim. Yeni yolculuklarda buluşmak dileğiyle.. Yarının ÖyküleriÇağlar Kulaksız
Kitabın dili akıcı ve kolay okunabilen bir nitelikte; aynı zamanda konusunun farklı olmasıyla dikkat çekiyor ve düşündürüyor. Bu yönüyle “kafa dağıtıcı” bir okuma deneyimi sunuyor. Ancak Radley Ailesi bence klasik bir Matt Haig kitabı değil yazarın çoğu eserinden farklı olarak daha mizahi ve keskin bir eleştiri dili kullanıyor.
Alt metinde vurgulanmak istenen, herkesin kendi potansiyelini fark ederek bunu doğru bir şekilde yönetmesi gerektiği. Bastırılmış arzular ve kimliklerle yüzleşmek, bireyin kendi özünü kabul etmesi açısından önemli bir tema olarak ortaya çıkıyor.
Favori karakterim Clara oldu kendini olduğu gibi kabullenme çabasıyla hikayeye güçlü bir odak Matt Haig kazandırıyor.
Keyifli okumalar!